ZIKZAK WEBLOG: Nisan 2004



WEBLOG

Zikzak, kişisel bir weblogdur. Okumakta olduğunuz sayfalarda, daha çok site sahibini ilgilendiren konularda yazılar ve linkler bulunmaktadır. Site geneli hakkındaki düşüncelerinizi, önerilerinizi ve isteklerinizi bir eposta aracılığıyla bildirebilirsiniz.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ARŞİV . . LİNKLER . . EPOSTA . . .

MyTinyGarden.com... Adam evinin bahçesindeki böceklerin, örümceklerin ve sineklerin fotoğraflarını çekiyormuş. Sitede, hayvanların türlerine göre ayrılan resimlerin yanında bu hayvanlara ait bilgiler de bulabilirsiniz. Resimlerin hemen üst tarafındaki linke tıklayınca çıkan büyüteç sayesinde, resimlerdeki hayvanları daha detaylı inceleyebilirsiniz. Flash'la yapılan çok başarılı bir site. Tavsiye ederim...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Dmusic.com... Amatör müzisyenler için yapılmış bir site. Bu site aracılığıyla çeşitli müzisyenlere ait değişik türlerde binlerce parça dinleyebilir veya indirebilirsiniz. İsterseniz dinlediğiniz parçalara yorum yazabilir veya hiçbirini beğenmediyseniz (eğer varsa) kendi parçalarınızı yayınlayabileceğiniz bir bölüm açabilirsiniz. Bazı parçalar gerçekten çok güzel. Aramadım ama sitede mutlaka birkaç Türk de vardır. Tavsiye ederim...

Pixelberater.de... Sitede, site sahibinin çektiği 40 kadar fotoğraf var. Gidin bakın, bazıları gerçekten güzel...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Dün gece saat 3 civarında apartmana iki hırsız girmiş. Biri birinci kattaki bisikletleri kurcalarken diğeri beşinci kata kadar çıkmış. Sesten uyanan birinci kattaki komşumuz kapıyı açıp adama "birini mi aramıştınız" diye sorunca adamlar koşarak apartmandan çıkmış ve gözden kaybolana kadar koşmaya devam etmişler... Bu arada komşu da çok cesurmuş, adamların üzerinde kesin bıçak veya benzeri bir alet vardır. Ben olsam önce polisi arardım... Son yıllarda etraf bu tip serserilerle doldu zaten. Daha iki gün önce bir marketi soymuşlardı. Milyarlarca liralık sigara götürmüşler. Hatırlıyorum da geçen senelerde zencinin biri çarşıdaki bir kuyumcudan bir kolye çalmış ve yakalanacağını anlayınca bunu yutmuştu. Bir gün sonra adamın dışkısından çıkarmışlardı kolyeyi. Acaba daha sonra o kolyeyi kime sattılar?.. Bir on sene kadar önce de ramazan günü sahura kalkan yaşlı komşumuz mutfakta hırsızla karşılaşmış. Kadın çığlık atmak istemiş ama sesi çıkmamış. Gerçekten böyle mi oluyor? Yani böyle bir durumda bağırmak istersiniz genelde sesiniz çıkmaz deniliyor da... Dün üzücü bir olay oldu burada. Bir boya fabrikası yandı. Yazık, birkaç saatte kaç kişi işsiz kaldı acaba... Bir de ne kadarı doğru bilmiyorum ama yaklaşık iki hafta önce başbakanımızın ortağı olduğu büyük bir market açılmış. Dün her yerde market için Tayyip'in market deniliyordu...

Voodoo World... Bu sitede bazı (F-16, F-18, F-14, SR-71, AH-64, Merkava...) eski ve yeni savaş araçlarıyla ilgili sayfalarca bilgi ve binlerce fotoğraf bulabilirsiniz. Uçuş simülatörlerinin ve savaş araçlarının videolarının bulunduğu bölümler de çok kapsamlı ve mutlaka ziyaret edilmeli. Sitenin sahibi ayrıca bir Cindy Crawford hayranı. Belki internette bulabileceğiniz en kapsamlı Cindy arşivi burası. Sitede Gabriela Stern için yapılmış bir bölüm de var... Burayı yaklaşık 5 yıl önce keşfetmiştim. Eski sitelerimden birine link de vermişlerdi. Link hala orada duruyor ama malesef benim site artık yok...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

NOVA - World in the Balance sitesinde, dünyadaki insan nüfusunun milattan günümüze kadar olan artışı bir Flash çalışmasıyla gösteriliyor. Güzel yapmışlar, ama doğruluğu tartışılır. Bin yıl öncesinden 1800'lü yıllara kadar acaba Orta Asya'da, Rusya'da ve diğer bazı bölgelerde insan yok muydu?..

Milliyet Gazetesi'nin web sitesindeki son dakika sayfasında sağ üst tarafta yol durumu adlı bir bölüm var. İstanbul'un değişik noktalarına konulan onlarca kamerayla şehir trafiğinden webcam ile canlı yayın yapıyorlarmış. Çok güzel bir uygulama... Ayrıca Milliyet'in sürekli güncellenen son dakika bölümündeki taze haberlere küçük bir program aracılığıyla siteye girmeden de ulaşabiliyormuşuz. Ayrıntılar sitede yazıyor. Deneyin, beğeneceksiniz...

Hürriyet Gazetesi internet sitesinde "Bilgisayar Türkçesi İstemiyoruz" başlıklı, Türkçe'ye sahip çıkan güzel bir bölüm buldum. Ben de Zikzak'ta bazen anlatılan hataları (web ve email gibi) yapıyorum. Sanırım hepimizin daha fazla dikkat etmesi gerekiyor... Hürriyet'in sayfasında, yapılan garipliklerle ilgili güzel bir örnek de var: Cafer Copy Center... C'lerin okunuşuna dikkat edin. Hepsi farklı...

Hafta sonundaki Beşiktaş - Fenerbahçe derbisinden sonra, Serdar Bilgili kendisine ve akrabalarına edilen küfürlerden dolayı başkanlığı bırakacağını açıkladı. Bu kararın doğruluğu kişiye göre değişir ama seyircinin yaptığı pisliği kimse kabul edemez. Amaçları küfür ettikleri kişiyi kızdırmak olsa da işin dozunu biraz kaçırıyorlar. Bari küfür edeceksen adamın şahsına et. Takımın kötü oyununda annesinin, kızının ve yakın akrabalarının ne suçu var?.. Sokaktaki bir adam Serdar Bilgili'ye veya herhangi birine bu küfürlerden birkaçını söylese hemen hakaret davası açılabilir. Ama tribündekiler hep birlikte en ağır küfürleri edince kimsenin böyle bir şansı olmuyor. Tam bir saçmalık. Aslında bu olaylarda polisin ve yargının da suçu var. Öyle iki anonsla mı susacak bu serseri takımı. Tribünlere doğru 5 - 10 polis kamerası doğrultup küfür edenleri tespit edersin. Bunları da maç çıkışı hemen göz altına alırsın. Sonra da küfür edilen kişinin (hakem, futbolcu veya yönetici) bu küfür edenlere tazminat davası açmasını sağlarsın... Bu uygulamayı maçtan önce anons edersin, uymayan herkesi de içeri tıkarsın. Birkaç maçta yüzlerce kişi tutuklansın ve gelirlerine göre de yüklü para cezalarına çarptırılsınlar bakalım diğer maçlarda küfür oluyor mu, olmuyor mu? Tabi para cezasının yanında bir de bu küfür edenleri ömür boyu maç izlememe cezasına da çarptırabilirler... Sakın bu kadarı da çok demeyin. Anons yapılırmış, stad kapanırmış kimin umurunda. Geçin buları. Babasının malı mı stat? Edecek adam yine küfür eder. Kabul edersiniz veya etmezsiniz ama anlattıklarımdan daha caydırıcı bir çözüm yolu olamaz...

Belediye otobüslerinde kapıların basamaklarına oturanlar oluyor. Tamam arabada yer yok, ama kardeşim o oturduğun yere günde kaç bin kişi basıyor haberin var mı? Elalem tuvalete girip otobüse biniyor, sen ise hiç tiksinmeden oraya oturuyorsun. İğrenç...

Bugün belediye otobüsünde midem bulandı ve gideceğim yere daha iki durak varken kendimi dışarı attım. Resmen otobüs tuttu. Dışarısı biraz serindi ve yürümek iyi geldi. Bu durum son aylarda sıkça olmaya başladı. Çocukken şehirler arası otobüslerde sigara içme yasağı ve klima olmamasından dolayı her yolculukta bir kere çıkarırdım. Annem ve babam bunu bildikleri halde yanımda yolculuk boyunca sürekli sigara içerlerdi. O günlerden mi kaldı bilmiyorum ama sigara içilen bir yerde nefes alamıyorum. Ama bu son otobüs tutmasının neden oldu anlamadım. Belki otobüsün kalabalık ve sıcak olduğu için olabilir... Bir de şunu tespit ettim. Yakın çevremde (akrabalarımda ve arkadaşlarımda) annesi ve babası sigara içen kişiler genelde sigaradan nefret ediyor ve katiyen kullanmıyor. Tersine ailesi sigara içmeyenler de sigara kullanıyor. Çok ilginç...

Dün aniden mutfaktan kötü bir koku gelmeye başladı. Sanki biri, çok pis kokan bir kedi leşini kızartıyor veya yakıyor. İğrenç bir koku. Geçenlerde de yanık bir yumurta kokusu yayılmıştı evin içine. Bugün bu kokuların nedenini öğrendik. Alt kattaki çocuğun üzerine kaynar su döküldüğünü anlatmıştım ya, geçen gün hastanede biri bunlara yumurta akıyla yapılan bir yanık merheminin formülünü vermiş. İşte onu yaparken çıkan kokuymuş bu. Bizim ev bu kadar koktuğuna göre onlarınkini düşünemiyorum bile... İlginç ama şu da var, bu yaptıkları ilaçımsı karışım çocuğa iyi gelmiş. Zavallım benim, inşallah bu sefer de zehirlenmez...

SuniPeyk'e konu olmuşuz. Sadelik konusunda yazılanlar hoş ama Zikzak'la ilgili resmi görünce siteyi biraz renklendirmeye karar verdim. Sanırım şu üst tarafa (sadeliği bozmadan) biraz şekil versem iyi olacak. Zaman darlığı yüzünden bunu ancak birkaç ay içinde halledebileceğimi düşünüyorum. Hem yeni fark ettim, yukarıda yazılan tanıtım yazısı da hiç olmamış, mutlaka değişmesi gerekecek. Şu text logoyla birlikte kullanabileceğim güzel bir logo da gerekiyor... Neyse, bahar temizliği gibi bir şey olacak yani... Bu arada SuniPeyk de FreePGS kullanmaya başlamış. Web alanı arayanlara tavsiye ederim. Arasıra aksaklıklar olsa da çok iyi bir servisleri var...

WorldAtlas adında, ülkeleri tanıtan ve haritalarını yayınlayan bir site buldum. Bu sayfalardan Türkiye ile ilgili bir çok haritaya ulaşabilirsiniz. Sitedeki linklerden ulaştığım Texas Üniversitesi sayfalarında da Türkiye haritaları bulabilirsiniz. Özellikle Thematic Maps yazan bölümdeki Kürt bölgelerini gösteren haritalar dikkat çekici...

Mutlaka duymuşsunuzdur, HungerSite diye bir sayfa var. Bir linke tıklayarak aç olan insanlara yiyecek bir şeyler sağlayabiliyoruz. Buna benzer birkaç site daha varmış. Hayvanlar için olan AnimalRescueSite, çocuk sağlığıyla ilgili olan ChildHealthSite, göğüs kanseriyle ilgili olan BreastCancerSite ve son olarak da yağmur ormanlarıyla ilgili olan RainForestSite... Yazılanlar ne kadar doğru bilmiyorum ama güzel bir organizasyon. Tıklayıp yardım ediyormuşuz işte. Gerçi niye linkleri tıklamamızı istediklerini anlamadım. Gerçekten yardım etmek istiyorlarsa zaten tıklama olmadan da yardım ederler... Olsun, madem sponsorların reklama ihtiyacı var, bari reklamlarını böyle yapsınlar. Hiç yoktan iyidir. İhtiyacı olanlara yardım etmiş olurlar... Sponsor konusundan bahsedince, Milliyet Gazetesi yazarlarından Ece Temelkuran'ın birkaç hafta önce yazdığı İnsaniyet Müesseseden başlıklı yazısı aklıma geldi. Değişik ve gerçekçi bir bakış açısı...

Bugün Google'ın Gmail servisini kullanmaya başladım. Belki daha sonra detaylı bir incelemesini yayınlarım. Ama ilk izlenim olarak çok hızlı olduğunu söyleyebilirim. En azından Hotmail'den daha hızlı...

Akşam Gazetesi yazarlarından Coşkun Aral'ın eski bir yazısı dikkatimi çekti. 1984 yılında Hindistan'da yaşanan acı bir olayı anlatıyor... 30000 ölü, 120000 sakat...

Kle Dergi adında bir siteye rastladım. Çok beğendim. Mutlaka ziyaret edilmeli. Adres Kudra'dan... Bu da benden. Galatasaraylılar için. MCMV gala tribune fanzine...

BBC World'de yayınlanan ClickOnline adlı bilgisayar ve internet programında birkaç site tanıtımına rastladım. İlk olarak Our Planet Earth from Space adlı siteden bahsedeyim. Bu sayfa aracılığıyla dünyanın şu anki durumunun 1024x768'lik uydu görüntülerini elde edebiliyoruz. Bu CGI resimler her 20 dakikada bir güncelleniyormuş. Bulutlar, fırtınalar, depremler ve gece-gündüz durumu da haritalara yansıtılıyormuş. Avrupa ve Orta Doğu görüntülerine baktığımda Hubble teleskobunun konumu bile verilmişti. Tavsiye ederim, çok güzel bir site... Tanıtımını izlediğim diğer bir site ise çocuklar için hazırlanmış TryScience isimli bir bilim sitesiydi. Burada benim dikkatimi daha çok canlı webcam'ler çekti. Sitede bulunan 5 adet kamerayı kullanarak görüntüleri istediğiniz yöne çevirip, istediğiniz noktaya zoom yapabiliyorsunuz... Son olarak da Internet Explorer için hazırlanmış bir eklentinin bulunduğu sitenin adresini vereyim. IE Spell adındaki bu küçük plugin sayesinde, e-posta yazarken, bir foruma yazı gönderirken veya blogumuzu güncellerken artık yazıdıklarımızda hiçbir yazım hatası olmayacakmış. Bu eklenti, form alanına yazılan textleri daha biz yazarken kontrol ediyormuş ve yanlış yazılan kelimeleri bildiriyormuş. Denemeye değer güzel bir uygulama...

Mynet'te, "Evet'in getirdiği 95 risk" başlıklı, Kıbrıs'la ilgili bir rapor var. Türkiye Ulusal Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (TUSAM) tarafından hazırlanmış. Yazıda, Annan Planı'ndaki Türk tarafının alehine olan 95 unsur maddeler halinde ele alınmış. Biraz uzun ama okumaya değer... Gerçi biz okusak ne değişecek, önemli olan Kıbrıslı Türkler'in okuması...

Aşağıdaki yazıyla alakalı bir de şu var. Benim dileğimi gerçekletireceği söylenen bu Tweety'den, çocukluğumdan beri hiç hoşlanmam zaten. Zavallı Sylvester'a yapmadığı kalmadı bu cani kuşun. Jerry denen, millete şirin gösterilmeye çalışılan sinir fareyi de sevmiyorum. Çizgi film yazarları ve kediler arasında bir sorun olduğunu düşünüyorum. Sanırım hepsi kedilere işkence yapıldığında çocukların mutlu olduğunu zannediyorlar. Ben Sylvester'ı ve Tom'u destekliyorum. Hadi güzellerim benim, çok uzattınız, artık yiyin şu fareyi ve kuşu da rahatlayalım...

İki üç gün önce kardeşimin arkadaşından bir eposta geldi. İsim olarak kardeşime gönderilmiş ama adresi girerken yanlışlık yapmış her halde. Neyse, ben içeriği tam bir saçmalık olan bu epostadan bahsedeceğim. Ascii karakterlerden bir tane Tweety silueti çizmişler ve altına da "Tweety kuşu seni gördü ve dileğini gerçekleştirecek. Aşağı doğru ilerlerledikten sonra dileğini tut" yazmışlar. Sonra alt alta 10'dan 1'e kadar sayıları sıralamışlar ve en son sıfıra gelindiğinde de "dilek tut" yazmışlar. Dilek tutma işleminden sonra da "Bunu okuduğun saat içerisinde 10 kişiye gönder. Yaparsan dileğin olacak, yapmazsan aksi gerçekleşecek" yazıyordu. Şimdi size soruyorum, ben ne yapayım? :) ... Demek hala böyle salak şeylere inananlar varmış. Kardeşimin arkadaşı bunu utanmadan 10 kişiye de göndermiş. Ben milletin böyle garip inançları olduğuna mı üzüleyim, yoksa kardeşimin böyle arkadaşları olduğuna mı?.. Geçen yıllarda bu tip yazılar elden ele de dolaşıyordu. Komşuya bir arkadaşından, içeriğini (yani ne amaçla gönderildiğini) tam olarak hatırlayamadığım bir yazı gelmişti. Yazılana göre bunu çoğaltıp on kişiye vermesi gerekiyormuş, yoksa çok kötü şeyler olabilirmiş. Bu kadın da çoğaltıp bize de bir tane vermiş. Annem de ne olduğunu bilmiyor ya okumak için almış kağıdı. Bu tip şeylere inanmasa da yazılanlar annemi tedirgin etmeye yetti. Yok çoğaltmayanların ailesi yıkılmış, kendileri de kanser olup ölmüş, yok çoğaltanlar da zengin olmuş falan filan... O zaman herkes çoğaltsın bu kağıdı. Herkes zengin ve mutlu olsun... Bu arada yetkililere de sesleniyorum. Kanser vakalarındaki artışın sebebi bu kağıt parçası olabilir. Lütfen araştırın... Gerçekten uçuk bir milletiz...

Zach Gold PhotographyZach Gold Photograpy... Bu siteyi Limk'de gördüm. Zach Gold'a ait mükemmel çizimler ve fotoğraflar var. Sitedeki her bölümü tek tek ziyaret etmenizi öneriyorum. Moda çekimleri, reklam çekimleri, action bölümü, portreleri ve illüstrasyonları gerçekten çok başarılı... Limk'de ayrıca Rony Shram Photography ve Maya Washington Photography adında moda fotoğrafları bulunan iki siteye daha rastladım...

Bilgisayarda herhangi bir şey yaparken veya bir dergi, kitap ya da gazete okurken başkaları tarafından izlenmekten nefret ediyorum. Odanın salak şeklinden dolayı bilgisayarın yerini değiştiremediğim için müteahhite sinir oluyorum. Gelen geçen herkesin illa ne yapıyor bu çocuk diye içeri bakmasına, çoğunlukla gelen misafirlerin arkamdaki koltuğa oturup başka işleri güçleri yokmuş gibi beni takip etmesine, alakasız kişilerin cep telefonumu, telefon defterimi ve cüzdanımı karıştırmasına, internet cafelerde veya okullardaki bilgisayar laboratuvarlarında sıra bekleyenlerin tepemde dikilmesine, bilgisayarımı kullanması için birine verdiğim zaman bu kişinin ilk iş olarak benim hangi sitelere girdiğime ve bilgisayarımda neler olduğuna bakmasına da sinir oluyorum. Çevremde benden başka bu tip davranışlardan rahatsız olan yok. Herkes sorunun bende olduğunu düşünüyor. Ve ben böyle düşünenlere de sinir oluyorum. Farkında değilsiniz ama asıl hasta olan sizsiniz...

Bu sabah alt kattaki küçük çocuğun kafasına bir çaydanlık dolusu kaynar su dökülmüş. Kafası, yüzü, vücudu ve elleri haşlanmış. Hemen hastaneye kaldırmışlar. Annesi başka bir şeyle uğraşırken, çocuk ocakta fokurdayan çaydanlığın içindekini merak etmiş sanırım. Duyunca kötü oldum. Çocuk daha üç yaşında ama başına gelmeyen kalmadı. Geçen sene bacağı kırılmıştı. Gözleri de doğuştan bozukmuş sanırım. Kalın kocaman gözlükleri var. Aynı çizgi kahramanlar gibi. Neyse, inşallah önemli bir şeyi yoktur...

Geçenlerde TRT1'de tekrar yayınlanmaya başlanan Uzaylı Zekiye isimli eski bir diziye rastladım. İyi de oldu. İnsan bazen geçmişte izlediği programları tekrar görmek istiyor. Belki hatırlayanlar vardır. Eskiden, yani yaklaşık 15 sene önce TRT2'de (hatırlayabildiğim kadarıyla) Yabancılar adında bir dizi yayınlanıyordu. Normalde insana benzeyen ama yapay derileri soyulunca büyük kertenkelelere dönüşen ve insanları kızartıp yiyen uzaylıların dünyayı işgal ettiği dizi. Hiç kaçırmadan izlerdik. Keşke bu diziyi de tekrar yayınlamaya başlasalar... Yine bu diziyle aynı döneme rastlayan, Thundercats isimli güzel bir çizgi film de vardı. Bu çizgi filmi, birkaç hafta önce ShockHaber'de gördüğüm eski televizyon programları için hazırlanmış bir site sayesinde hatırladım. Siz de bu site aracılığıyla, bir zamanlar beğenerek izlediğiniz ama şimdilerde adını unuttuğunuz bazı eski dizileri ve çizgi filmleri hatırlayabilirsiniz. Kara Şimşek, MacGyver, He-Man, A-Takımı, Alf, Son Dinozor Denver gibi pek çok programın tanıtım videolarını seyredebilirsiniz... Tavsiye ederim... (Güncelleme: Dizinin adı Visitors, yani Ziyaretçiler'miş. EkşiSözlük öyle diyor - 16.04.2004 20:07...)

TypePad ile yapılmış, konusu Kıbrıs olan Changing Trains isimli, çok sık güncellenen İngilizce bir blog buldum. Bu site aracılığıyla adadaki gelişmeleri, olayları ve basını takip edebilirsiniz. En azından adanın güneyinde neler olduğunu öğrenebilirsiniz. Yan tarafta da Kıbrıs'la ilgili bazı linkler var. Güzel bir kaynak...

Yaklaşık beş yıllık eski bir bilgisayar dergisini karıştırırken aşağıdaki yazıya rastladım. Bir teknik destek servisi ile sisteminde sorun oluşan bir kullanıcı arasındaki yazışma. Güzel benzetmişler Daha önce okumayanlar için:

Sayın Teknik Destek... Geçen sene Kız Arkadaş 1.0'dan Eş 1.0'a terfi ettim ve yeni prgramın bir yığın yer ve değerli sistem kaynağını tüketen alt proseslere başladığını fark ettim. Ürünün broşüründe bu durumdan bahsedilmiyordu. Buna ek olarak, Eş 1.0 kendisini tüm diğer programlara kopyalıyor, sistemin açılışı sırasında çalışmaya başlıyor ve diğer sistem etkinliklerinin tümünü gözlüyor. Poker Gecesi 10.3 ve Bira Yarışı 2.5 gibi uygulamalar artık çalışmıyor, bunları seçtiğimde sistem çöküyor. Eş 1.0'ı sistemimden de silemiyorum. Kız Arkadaş 1.0'a geri dönmek istiyorum, ancak bu programın kaldırma özelliği yok. Bana yardım edebilir misiniz?..

Sayın Kullanıcı... Bu, insanların genel bir yanlış anlama yüzünden düştükleri çok sık yaşanan bir problem. İnsanların çoğunun Kız Arkadaş 1.0'dan Eş 1.0'a terfi nedenleri, Eş 1.0'ın yardımcı eğlence programı kategorisinde olduğunu sanmaları. Eş 1.0 bir işletim sistemidir ve yaratıcısı tarafından her şeyi çalıştırmak üzere programlanmıştır... Uyarı! Bunları denemeyin: Bir kez kurduktan sonra, programı kaldırmayı ya da silmeyi denemeyin. Eş 1.0'ı kaldırmaya çalışmanız kötü sonuçlar doğurabilir. Bunu yapmanız sabit diskinizi ve/veya disket sürücülerinizi tahrip edebilir. Eş 1.0'ı silmeye veya kaldırmaya çalışmanız, ayrıca değerli sistem kaynaklarını da tahrip edecektir. Kız Arkadaş 1.0'ı yeniden kuramazsınız, çünkü Eş 1.0 bunun için tasarlanmamıştır. Bazıları Kız Arkadaş 2.0'ı veya Eş 2.0'ı kurmayı denediler, ancak sonuçta orjinal sistemden daha fazla problemle karşılaştılar. Kılavuzunuzda Uyarılar\Nafaka\ÇocukDesteği isimli kısma bakınız... Bazıları da Eş 1.0 çalışırken Kız Arkadaş 1.0'ı arka planda çalıştırmayı denedi. Ancak Eş 1.0 Kız Arkadaş 1.0'ı tespit etti ve sistem çakışmalarına neden oldu. Bu da tamir edilemez bir sistem çökmesine neden olabilir. Bazı kullanıcılar da Metres ve BirGecelikMacera gibi benzer ürünleri çekmeye çalıştılar. Ancak sistemleri genellikle bir virüs tarafından enfekte oldu. Eş 1.0'la uğraşmamanızı ve sadece duruma alışmanızı tavsiye ediyorum. Eş 1.0'ı ben de kurdum ve size Genel Koruma Hatalarıyla ilgili tüm bölümü okumanızı tavsiye ederim. Tüm hatalar ve çıkabilecek problemler için mesuliyeti kabul etmelisiniz. Bir kilitlenme yaşandığında, en iyi davranış şekli "Özür" düğmesine ve sonra da "Reset" düğmesine basmak olacaktır. Tüm Genel Koruma Hatalarının sorumluluğunu aldığınız sürece, sisteminiz düzgün çalışacaktır. Eş 1.0 mükemmel ancak çok fazla özen isteyen bir programdır. İyi şanslar...

AKP iktidarı Irak'a iki kez asker göndermeye teşebbüs etmişti. Girişimi bir defasında TBMM engelledi, 6 ay önceki ikinci girişimi de Kürtler... Hayli çok sayıda köşe yazarı Irak'a asker göndermemiz için çırpındı. Eğer istekleri yerine gelseydi bugün Mehmetçik Felluce'de umutsuz bir savaşın içinde çırpınıyor, yurda peş peşe tabutlar geliyor olacaktı... O köşe yazarları 6 ay sonrasını göremediler. Bugün en azından bir kuru özür dilemeleri gerekir. Ne var ki hiç oralı değiller. Ayrıca çok meşguller de! Engin vizyonlarıyla Kıbrıs ve AB gibi konularda Türkiye'ye yol gösteriyorlar... Üstelik de sınıfta çakmış öğrenci gibi değil, büyük uzman havasında her biri... İtibarlarında leke yok. Güvenliler... Çünkü yanılıp yanılmamaları önemli değil... Kritik sürelerde kamuoyunu yanıltma görevinde başarılı olup olmamaları önemli... O konuda problem yok!..

Bu yazı dün Melih Aşık'ın Milliyet Gazetesi'ndeki köşesinde vardı. Asker gönderilmesini isteyen yazarlar olabilecek kayıpları zaten göze almışlardı. Verilecek canları, Türkiye'nin çıkarları için ödememiz gereken küçük bir bedel olarak görüyorlardı. Yani özür dilenecek bir durum yok aslında. Neyse, Irak konusunda iyi mi oldu kötü mü oldu diye bir sonuca varmak için biraz erken olsa da, bu yazıya bir şeyler daha ekleyebiliriz sanırım. Melih Aşık'ın bahsettiği yazarlar, Annan Planı'nın ilk halini de hemen kabul etmemiz gerektiğini savunuyorlardı. Eğer o zaman evet denilseydi, referanduma götürülecek olan bu beşinci plandaki iyileştirmeler olmayacaktı...

Üç gün önceki bir elektrik kesintisi sonrası bilgisayarımda oluşan, hiçbir şekilde değiştirilemeyen ve silinemeyen garip bir dosyanın üzerine sağ tıklayıp özelliklerine baktığımda karşılaştığım inanılmaz sonuç:

Genel, 958 Dosya, 302 Klasör
Tür: Çok Sayıda Tür
Konum: Değişik Klasörler
Boyut: 1,06TB (1.174.856.383.526 bayt), 1.174.858.727.424 bayt kullanılıyor

Saçma bir rüya daha... Yorumlamak isteyen yorumlasın... Japon sumo güreşçilerine benzeyen bir grup dev adam, bir mağarada büyük bir şehri ele geçirmek için bir plan yapıyor. Şehrin bir maketi yapılmış ve bunun üzerinde ne yapacaklarını tartışıp binaları eziyorlar ve bina aralarındaki duvarları da tekmeliyorlar. Daha sonra bu devler şehre doğru yola çıkıyor ve mağara boş kalıyor. Mağarada da bir grup insan esir tutuluyor. Devler gittikten sonra dışarıdan gelen insanlar, esirleri kurtamak için, biraz yüksekte olan mağaraya doğru tırmanmaya başlıyorlar. Bu sırada içerideki esirler de mağaranın girişinde Türk bayrağı açıp tezahürat yapıyor. (Benim hangi grubun arasında olduğum belli değil.) Mağaradan indikten sonra birden karşımıza, boyumuzun iki katından daha uzun ve yüzü olan dev bir havuç çıkıyor. Bir yere kaçamayacağımızı söylüyor. Daha sonra yine yüzü olan dev bir kereviz ve dev bir boya kutusu ortaya çıkıyor. Ve bunlar etrafımızı çeviriyor. Sonra da dev adamlar geri dönüyor. Birden bir futbol sahası beliriyor ve bunlarla futbol maçı yapmaya başlıyoruz. İlk yarıyı, boya kutusunun attığı golle, bir sıfır yenik kapatıyoruz...

Bu sene RoboCup, 27 Haziran - 5 Temmuz tarihleri arasında Portekiz'in Lizbon kentinde yapılacakmış. Minik robotlardan kurulu takımların futbol oynamaya çalıştığı bu organizasyonu mutlaka gazetelerde veya televizyonlarda görmüşsünüzdür. Şimdiki ufak robotlar komik gelse de, RoboCup projesinin asıl amacı, 2050 yılına kadar, dünya şampiyonu (insan) futbol takımını yenebilecek bir robot takım yaratabilmekmiş. İlginç bir hedefleri var. İkili mücadelelerde insanların halini düşünmek bile istemiyorum...

Yine Kıbrıs'tan bahsedelim. Bazı yazarlar ve politikacılar, diğer Avrupa Birliği ülkelerine olacak göçlerler sonucunda gençlerin adayı terk edebileceğini ve 10 - 15 yıl içinde Kuzey'de Türk varlığının önemli ölçüde azalacağını anlatıyor. Bir de istisnalar kalktıktan sonra Rumlar'ın Kuzey'e yerleşmeye başlayıp, orada üstünlük sağlayabilecek duruma gelebilecek olmalarından endişelendiklerini söylüyorlar. Çünkü Avrupa Birliği vatandaşları istedikleri yerden mal alabiliyor ve oraya yerleşebiliyorlarmış. Bence haklılar. Korkuları yersiz değil. Ama şunu da unutmamak gerek. Avrupa Birliği vatandaşı olan milyonlarca Türk var. Türkiye, Avrupa'da yaşayan (özellikle Kıbrıs'tan İngiltere'ye göç eden ve Almanya'daki) Türkler'den bir kısmını Kıbrıs'a yerleşmeye teşvik edemez mi? Zaten nüfusu milyon bile olmayan adaya zaman içersinde birkaç yüz bin Türk gelemez mi? Hele hele (biraz zor olsa da) yetmiş milyonluk Türkiye Avrupa Birliği'ne girdiğinde, Kıbrıs'a ve yakın Yunan adalarına Türkiye'den akın olmayacak mı? Bunları da düşünmek gerek. Yirmi sene sonra sınırlamalar kalktığında sadece Rumlar serbest dolaşım hakkı kazanmayacak ki? Onun için bugünden bazı şeyler için hazırlıklara başlamak gerekiyor... Tabi bu anlattıklarım onaylanması çok zor olan planın onaylanması halinde yapılabilecekler...

Google ve Yahoo gibi arama motorlarını kullanarak Zikzak'a gelenler hangi kelimeleri aratmış? İşte son bir hafta içinde karşılaştığım en ilginç aramalar:

  • şeriat sitelerinden bedava programlar
  • kabak makinesi
  • çocuklarla seks yapan kızlar
  • ingilizce hayvan biyografisi
  • ladin bush travesti resmi
  • 19 mayıs beden hareketleri
  • süleyman demirel ev adresi
  • yeğenime arkadan
  • ilk gece cinsel fotoğrafları
  • koca koca meme resimleri
  • islami rüya yorumları
  • mason denktaş
  • sidik resimleri
  • popo yedim
  • erotik burun resimleri
  • galatasaray ile dalga geçen siteler
  • best of saddam


AnnanPlan.org adresli, Kıbrıs'ta referanduma sunulacak planın geçmişini ve bugünkü durumunu anlatan, Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan ve çok sık güncellenen bir site buldum. Sitede planın maddeleri, olması gereken kanunlar, Kıbrıs için düşünülen haritalar, yeni milli marş, yeni bayrak ve benzeri konularda sayfalar dolusu bilgi bulabilirsiniz. Site, planın resmi web sitesiymiş. Konuyla ilgilenenler ve merak edenler bir baksın...

Sabah uyanıp aynaya bakıyorum ve bütün dişlerimin morarmış olduğunu görüyorum. Ön dişlerimin dipleriyse sanki erimiş veya kemirilmiş gibi. Ufacık bir yerden tutunuyorlar diş etine. Babamlara gösteriyorum ve dişçiye gidelim diyorum. Belki altları dolguyla kapatılabilir diye düşünüyorum. Başıma gelen bu garip durumun, akşam yediğim bir şey yüzünden olduğunu sanıyorum... Bu ne biçim bir rüya be. Gerçek gibiydi. Uyanınca hemen aynaya baktım ve derin bir oh çektim...

Irak'ta görev yapan, NBC News habercilerinden, Kevin Sites'in kişisel bloguna rastladım. Çok sık yazmamasına rağmen güzel bir sitesi var. Sitedeki ilk yazıda, Omar adındaki bir arkadaşının kolundan vurulduğunu söylüyor ve tedavi sürecini uzun uzun anlatıyor. Hem de resimlerle. Parçalanmış kol görüntüleri falan var... İğrenç...

Yaklaşık bir sene önce, kardeşimin bir arkadaşı babasıyla birlikte cep telefonu satan bir mağazadan ikinci el bir cep telefonu almış. Geçen gün polis babasını karakola çekmiş. Çünkü cep telefonu çalıntıymış. Neyse ki işin aslı hemen anlaşılmış ve fazla bir sorun çıkmamış. Kardeşimin arkadaşına da telefonu aldıkları mağaza aynı model yeni bir telefon (aslında iyi olmuş) vermiş. Mağaza sahibi, telefonu çalan adamın "kredi kartımı ve cüzdanımı kaybettim, eve dönecek param kalmadı" diyerek telefonu mağazaya sattığını söylemiş ve satın alırken hiçbir belge sormadığını da eklemiş. Yani tam bir sorumsuzluk. Demek, insanın artık yetkili bir satış yerinden telefon alırken bile "acaba...?" diye düşünmesi gerekecek...

Dün akşam canım muz çekti ve mutfaktaki muz salkımından iki tane muz kopardım. Tam muzları soyacaktım ki avucumda bir ıslaklık hissettim. Muzun üzerinde kocaman (hani böcek gibi büyük örümcekler olur ya) yemyeşil ölü bir örümcek varmış. Üzerinde de onlarca küçük kurt. Ve avucumun içinde de (yalan atmıyorum) bir buçuk santimlik etli butlu iki bacak ve üç kurtçuk. Muzu hemen elimden tezgahın üzerine attım ve elimi bulaşık deterjanıyla yıkadım, yetmedi bir de bakterilere karşı sıvı sabunla tekrar yıkadım. Sonra da kolonyaladım. Bizdeki de şans yani, zaten böcek ve örümceklerden hiç hoşlanmam, seçe seçe marketten örümcekli muzu seçmişiz. Sonradan içeride garip bir koku olduğunu da farkettim, muzun bulunduğu torba çürümüş hayvan kokuyormuş. İğrenç. Onu da hemen değiştirdim. Neyse kendimi toparladım ve o tezgahın üzerine attığım muzları da bir güzel yıkayıp bir tabağa doğradım, (çöpe atacak değiliz ya) sonrada yedim (inşallah örümcek muzun içine bir şeyler enjekte etmemiştir). Bunların üzerine de rahatlamak için bir Eti Browni açtım. Hani reklamlarda yatan bir kız elindeki keki bir kerede ağzına atıp (yüzünü gözünü batırarak) götürüyor ya işte o. Şunu da söylemeliyim. Kız boşuna o keke yumulmuyor. Tadı çok ama çok güzel. Tavsiye ederim...

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti televizyonu BRT'nin web sitesinde (sanırım Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı hazırlamış) Kıbrıs'ın geçmişini anlatan "Mutlu barış harekatı ve Kıbrıs'ta son durumun değerlendirilmesi" başlıklı bir sayfa buldum. Yüklenmesi biraz uzun sürüyor ama beklemeye değer. Çözüme doğru giderken, geçmişte başımıza gelenleri de unutmamak gerek...

Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki Galatasaray - Beşiktaş maçında, geçen sene olduğu gibi, yine hakem terörü vardı. Galatasaray alehine garip iki penaltı kararı verildi. Ben fazla bir şey söylemeyeceğim. Sözü Akşam Gazetesi yazarı Ömer Güvenç'e bırakıyorum:

...Ali Aydın şu penaltıları verdi, bunları vermedi, şu kırmızı kartı gösterdi, şunları göstermedi, şunu yaptı, bunu yaptı, hataları buydu demeyeceğim. Kısaca şunu söyleyeceğim. Ali Aydın dün büyük abdestini yaptı. Hatta bununla da kalmayıp üstüne oturdu...

GeoSense adında tasarımı biraz basit bir oyun sitesine rastladım. Oyun dediysem bildiğimiz oyunlardan değil. Coğrafya'ya ilgi duyanlar için. Site açılınca oradaki kayıt düğmesine basıp, bir kullanıcı adı ve şifre yazarak oyuna geçiyorsunuz. Bir dünya haritası açılıyor ve sayfanın tepesine bir ülke ve bu ülkedeki bir şehir ismi yazılıyor. Siz de haritadan bu şehrin yerini işaretlemeye çalışıyorsunuz. Oyun böyle devam ediyor. İşaretlediğiniz yerler ile şehirlerin gerçek yeri arasındaki kilometre cinsinden mesafe ölçülüyor ve tahminlerinizin doğruluğuna göre bir puan alıyorsunuz. İsterseniz oyunu siteye bağlı biriyle karşılıklı olarak da oynayabiliyorsunuz. Ben çok sevdim. Mutlaka deneyin...

Dün gece Ceviz Kabuğu programında Hulki Cevizoğlu'nun konukları Akşam Gazetesi yazarı Serdar Turgut ve 2012: Marduk'la Randevu kitabının yazarı Burak Eldem'di. Programa telefonla da Engin Ardıç katıldı. Konu da tahmin edilebileceği gibi Güneş Sistemi'nin, var olduğu tahmin edilen, onuncu gezegeni Marduk veya Nibiru'ydu. İddiaya göre, gezegenimizden çok daha büyük olan bu gezegen, 3600 yılda bir Dünya'nın yörüngesinin yakınlarından geçiyormuş ve sahip olduğu çekim gücüyle (10 -20 yıl kadar bir süre) doğal afetlere, yıkımlara ve karışıklıklara sebep oluyormuş. Eski uygarlıkların takvimlerine göre bu 3600 yıllık sürenin artık sonlarına gelmişiz. Bir kaç yıla kadar gezegenin, güney yönünde belirmesi bekleniyormuş. Zaten iklim değişiklikleri de başlamış. Büyük devletlerin başındaki bazı önemli kişiler bu durumu biliyormuş ve karışıklığa sürüklenecek olan dünyada, kendi varlıklarını sürdürebilmek için şimdiden operasyonlar başlatmışlar... Konu gayet ilginç değil mi? Ceviz Kabuğu gibi ciddi bir programda da bu konu tartışıldığı için, insan ister istemez "acaba doğru olabilir mi?" diye düşünüyor... Ben şahsen programdan çok şeyler bekliyordum, fakat program çok sönük geçti ve bilinen şeyleri tekrarlamaktan öteye geçemedi. Daha çok dünyadaki iklim değişiklikleri, olası sonuçları ve Amerika'nın planları hakkında konuşmalar yapıldı. Burak Eldem de nedense çok sesiz kaldı... Belki biliyorsunuzdur, Burak Eldem'in 2012 adında bir weblogu da var. Konuyla ilgilenenler orayı takip edebilir. Siteden kitabın bir bölümünü de indirebilirsiniz. Unutmadan, bir de Marduk2012 adlı bir Yahoo Group da var. Orada da, bu konuya ilgi duyan birilerini bulabilirsiniz. Şu da var, Ceviz Kabuğu'nda bu konunun ele alınmasının sanırım asıl sebebi, bir haftadır Serdar Turgut'un Akşam Gazetesi'ndeki köşesinde yazdığı (belki sadece tahmin ama mutlaka okunması gereken) bir dizi yazıdır. Farklı düşünüyorsanız bile yazıları sırayla okuyun. Belki dünyamızda yaşanan olaylar hakkında değişik bazı fikirler edinebilirsiniz. İşte Serdar Turgut'un yazıları: İsrail bunu neden yaptı? - Gizlenen bilgide neler var - Büyük kaos beklentisi var - Hayatımın en önemli yazısı bu - Bana inanmıyorsanız işte gizli rapor...

CNN'de gördüm. Hotmail ve Yahoo'ya yeni rakip geliyormuş. Google hazretleri, Gmail adında bir e-mail servisi hazırlıyormuş. Şu an denemeleri devam ediyormuş. Gmail ile artık bize ayrılan alan kolay kolay dolmayacakmış. Çünkü herkese 1000MB alan vereceklermiş. Hadi hayırlısı. Daha önceden de ben GooMail diye bir e-mail servisi görmüştüm. O da 100MB alan veriyordu. Görünüşü de Google'a benziyordu. Ama sanırım artık çalışmıyor...

Xiao Xiao Fight Flash Sticks Animations, Movies and GamesAranızda XiaoXiao Flash animasyonlarını görmeyen var mı? Eğer görmediyseniz bu site işinize yarayacaktır. Açılan sayfada toplam dokuz adet animasyon ve oyun bulacaksınız. Bu Cin Ali kılıklı Neo'nun asıl mekanı, animasyonlarda yazılan adrese göre, XiaoXiaoMovie sitesiymiş. Aynı animasyonları oradan da seyredebilirsiniz. Ama nedense bu kendi sitesinde sekiz tane animasyon var. Sakın kaçırmayın...

Bugünkü gazetelerde, Adana Vali Yardımcısı'nın UFO gördüğünü anlatan haberler vardı. Madem yine UFO haberleri başladı, biz de bir kaç adres verelim bari. Bence Türkçe bilen biri için en iyi kaynak, adaşımın da başkanlığını yaptığı, Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Derneği'nin websitesidir (nasıl isim ama). Burada yüzlerce sayfa yazı var. Oku oku bitmiyor. Aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Neye dayanarak yazdıklarını bilmiyorum ama UFO'ların yapılarını ve uzaylıların soyunu sopunu falan da anlatmışlar. Sonra, yabancı kaynak arıyorsanız, bir arama motorunda UFO kelimesini aratmanız yeterlidir. Ama arama yapmadan önce UFO Evidence sitesine gidip bir bakın. Çok temiz ve diğerlerinden daha profesyonel bir tasarımı var. Çoğu UFO sitesi gibi karanlık değil. Hem içeriği de gerçekten doyurucu. Avrupa sanatında UFO'lar başlıklı sayfayı mutlaka ziyaret edin. Geçen yüzyıllarda çizilen sanat eserlerindeki UFO benzeri şekiller resimlerle anlatılıyor. İlginç... Belki de o resimleri çizen adamlar hayal güçlerini kullanıp yarattılar o yuvarlak cisimleri. Ne yani, mesela 1000 yıl sonra, biri bizim zamanımıza ait canavarlı bir film CD'si bulsa ve seyretse, "anaaa bak demek eskiden canavarlar varmış" diyecek mi?... Bir de şu ekin çemberleri konusu var. Sirius UFO da konuya değinmiş. Ama CircleMakers adında bir site de var. Biz yaptık diyorlar. Üstüne bir de "Beginners Guide" veriyorlar. Sitede zaten yapılan yüzlerce şekilin fotoğrafı da mevcut... Yaz yaz bitmiyor. Bu Sirius UFO, "X" adında bir dergi de yayınlamaya başlamış. "Mars'ta yaşam var, NASA yine gerçekleri gizliyor" da derginin giriş yazısı olmuş. Dergideki diğer bir yazıda da, son aylarda güneş sisteminde keşfedilen gezegenimsi kütlenin, efsanevi Nibiru gezegeni olup olmadığı incelenmiş. Geçenlerde başka bir sitede ben de bu konuyla ilgili bir yazı görmüştüm. İlgilenenlerin oraya bakmasını tavsiye ederim. Ya da konuyu bir arama motrunda aratabilirler... Neyse, fazla uzatmayalım, bunlar aslında tehlikeli işler, fazla kurcalamamak gerek... Hem var olup olmadıklarına inansak ne olur, inanmasak ne olur. Bence bu konu daha uzun süre böyle karanlıkta kalır...

...Restriktif kardiyomiyopati (Kalp kaslarının çalışmaması) teşhisi ile şu anda Siyami Ersek Hastanesi yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan 25 yaşındaki oğlumuz Mehmet Onur Palabıyık'ın acilen kalp nakli olması gerekmektedir. Kalp nakli öncesi takılması gereken yapay pompanın Türkiye'de bulunmaması ve de verici olasılığının az olması nedeniyle doktorlarının bilgisi ve önerisi doğrultusunda bu ameliyatın yurt dışında yapılması gerekmektedir. Biricik oğlumuz Onur'u yaşatmak için bir kampanya düzenledik. Bu kampanyadan toplanacak yardımlar Onur'un tedavisi için kullanılacak olup, onu yaşama döndürecektir. Sizlerin desteği ve duyarlılığı ile yeni bir kalp yeni bir hayat sağlayabilmek için lütfen yardımlarınızı esirgemeyiniz. Yapacağınız küçük bir yardım bile göl olup genç bir insana hayat verecektir... Devamı şurada...



« »


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

Linkler

Sitenizin ismini aşağıdaki bölümde görmek istiyorsanız, Zikzak'a kalıcı bir link vermeniz ve bunu bir e-posta ile bana bildirmeniz gerekmektedir...

aicis
altiustutasarim
aslicin
bebelog
benhayattayken
blogkardesligi
bloglaralemi
deeperandfaster
ekonomiturk
ellibir
esinperisi
fikirbaz
findikkabugu
geriden
golgelimavi
izlenimler
keditasmasi
limk
mada
mentaldisorder
n
naylondefter
notdefteri
ozgekilicoglu
sosyalmekan
stadyum
sulusepken
taheny
thezgi
turkce

diğer linkler

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

İletişim

E-posta göndermek için aşağıdaki formu veya zikzakweblog@yahoo.com adresini kullanabilirsiniz...

 

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

This page is powered by Blogger. Isn't yours?