ZIKZAK WEBLOG: Nisan 2006



WEBLOG

Zikzak, kişisel bir weblogdur. Okumakta olduğunuz sayfalarda, daha çok site sahibini ilgilendiren konularda yazılar ve linkler bulunmaktadır. Site geneli hakkındaki düşüncelerinizi, önerilerinizi ve isteklerinizi bir eposta aracılığıyla bildirebilirsiniz.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ARŞİV . . LİNKLER . . EPOSTA . . .

Jill Greenberg Studio

Manipulator - Jill Greenberg Studio
Manipulator.com adresli sitede fotoğraf sanatçısı Jill Greenberg'e ait 300'e yakın fotoğraf sergileniyor. Ağlayan çocuk fotoğraflarının bulunduğu galeri gerçekten müthiş. Mutlaka ziyaret edin...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Yann Bertrand Photography

Yann Bertrand Photography
YannBertrand.com... Sitede, Yann Bertrand adlı fotoğraf sanatçısına ait eserler sergileniyor. Flash kullanılarak hazırlanmış olan sitenin tasarımı gayet şık olmuş...

SomeThingCools Posters

SomeThingCools Posters
Tayland kaynaklı bir site olan SomeThingCools.com'un poster bölümünde, boyutları çok büyük olmasa da yüzlerce film afişi var. Hollywood yapımlarının yanı sıra çok sayıda Uzak Doğu kaynaklı filme ait olan film afişlerinin de bulunduğu sitenin güzel bir arşiv olduğunu söyleyebilirim...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Hijyen

Bazı fırınlarda satış yapan elemanların eldiven taktığını görüyorum. Adamlar, ekmeğe, poğaçaya ve simite katiyen el sürmüyor, gıda maddelerini eldivenle tutuyorlar. İyi, güzel, hoş da sonra ne yapıyorlar? Leş gibi paraları da ellerindeki aynı eldivenlerle kavrayarak müşteriden alıyorlar. Sonuç ne oluyor? Sadece satış yapan elemanların elleri kirlenmiyor... Sakın "Türkiye işte..." demeyin. Portekiz'deki bir festivalde, elinin ve kolunun üst tarafında kafasındaki saç sayısından fazla kıl olan bir adamın çıplak elle hamur yoğurup ekmek yaptığını görmüştüm. Sonra da aynı ellerle pişirdiği ufak ekmeklerin satışını yapıyor, paraları elliyordu. Ardından da kaldığı yerden hamur yoğurmaya devam ediyordu...

DQ Books

DQ Books
Show-Me-DQ.com... Sanat, tasarım ve fotoğrafçılık üzerine yayın yapan e-derginin hem web sitesi yenilenmiş, hem de dördüncü sayısı yayınlanmış. Derginin bütün sayılarını site üzerinden okuyabileceğiniz gibi tarayıcınızın farklı kaydet seçeneğini kullanarak, aşağıya yazdığım linklerden SWF formatlı dosyalar halinde bilgisayarınıza da indirebilirsiniz...
DQ Books - Issue 01 - Invasion (SWF) (1020KB)
- 7 days of graphic improvisation by Festo and Telmolindo. Capitalist invasion and mixed techniques.
DQ Books - Issue 02 - Seasons (SWF) (1727KB)
- 16 illustrators, artists and photographers invent the life of a woman according to seasons. Mixed techniques.
DQ Books - Issue 03 - Where is the Party? (SWF) (2150KB)
- Brazilian, Italian and French artists for a narcotic party, carried out with blue Bic Pen.
DQ Books - Issue 04 - Beneath a Steel Sky (SWF) (2745KB)
- From Brooklin to Central Park beneath a steel sky. Analog photography by Fresto.


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Edirne'nin Sesi

EdirneninSesi.com... Edirne'nin ilk ve tek internet gazetesi olduğunu iddia eden sitede, Edirne haberlerinin yanı sıra, Kırklareli ve Tekirdağ'a ait Anadolu Ajansı kaynaklı yerel haberler de bulunuyor. Trakyalılar için güzel bir haber sitesi olduğunu söyleyebilirim...

Rate My Turban

Rate My Turban
Yahoo'da ilginç bir siteye rastladım: RateMyTurban.com... Site aracılığıyla Hindistan'da kullanılan türbanlar için (daha çok erkekler kullanıyor, sarık mı demeliyim) diğer "rate my" sitelerinde olduğu gibi oy kullanıyorsunuz... Sitenin üst tarafında Hindistan usulü bağlama çeşitlerinin anlatıldığı bir siteye link verilmiş. O site de, türban çeşitlerinin anlatıldığı başka bir siteye link vermiş... "Rate My Turban"ın hikayesi ise şöyleymiş:
I was visiting India in October to celebrate my birthday with my grandmother and noticed several cool styles and colours of turbans in Delhi. Having visited or lived in Canada, Africa, UK, Hong Kong and Singapore, I noticed most Sikhs living outside India have a pretty boring turban life (they wear 1-2 colours and usually tie the same style turban as their fathers). I wanted to showcase turbans as an art form and try to revive the majestic roots of turbans. Furthermore, todays Sikhs are commonly confused for Muslims and I wanted to think of a creative way to showcase Sikhs and their royal turbans in a positive way to the general public, and also show Sikh youths that wearing a turban is cool and fashionable. So RateMyTurban was the result...


Amerikan Ordusu ve gerilla tipi savaş

Sabah gazetesinden Fatih Altaylı, Neoconlar arasında önemli bir yere sahip olan "Karanlıklar Prensi" Richard Perle ile bir sabah kahvaltısında buluşmuş ve Kuzey Irak'taki PKK'lılar hakkında sohbet etmiş... Perle, "Amerikan Ordusu Kuzey Irak'ta gerilla tipi savaş unsurlarına karşı bir şey yapamaz. İstese de yapamaz. Çünkü bunları tespit ve teşhis edecek deneyime sahip değiller bir... İkincisi zaten dağlarda bu tarz savaş yapmayı da bilmiyorlar" demiş ve konuşmasına olası İran operasyonu ile devam etmiş: "Türkiye'den üs falan istenmeyecek. Zaten gerek yok. ABD'den kalkacak Stealth bombardıman uçakları İran'ı vurup dönecek kapasiteye sahip. Gelecek, bütün tesisleri vuracak ve gidecekler." Bizim gazeteci de bu büyük devlet adamıyla aynı sofrada bulunmanın verdiği mutluluğun etkisiyle bazı hususları sormayı unutmuş... Sesimi duymaz ama bari ben buradan sormuş olayım... Koca bir süper güçsünüz. Çeşit çeşit uçağınız, helikopteriniz, füzeniz var... Afganistan'ı ve Irak'ı işgal ediyor, güçlü bir hava savunma sistemine sahip olan İran'a operasyon yapmayı düşünüyor, Türkiye'deki teröristleri uzaydan saptayıp bize bildiriyorsunuz da dibinizdeki teröristlere havadan birkaç bomba atamıyor musunuz? Yerleri zaten bilinen, televizyonlarda belgesel tadında haberleri yayınlanan kampları yerle bir edemiyor musunuz? Atacak bombanız mı kalmadı?.. Size gerilla tipi savaş yapın diyen yok ki...

Lüleburgaz'a teknopark hayali

Radikal'den Funda Özkan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'le ilgili bir yazı kaleme almış. Bu yazının alt taraflarına da Lüleburgaz ile ilgili "Lüleburgaz'a teknopark hayali" başlıklı bir bölüm eklemiş... Lüleburgazlılar okusun diye yazıyı aşağıya koyuyorum...
Lüleburgaz'ın nüfusu 100 bin, otomobil sayısı 25 bin. Zaten sokaklarında araba enflasyonu fazlasıyla dikkatinizi çekiyor. Kişi başına düşen milli geliri de Türkiye ortalamasının neredeyse 2.5 katı. Lüleburgaz'ın iki dönemdir belediye başkanı makine mühendisi Emin Halebak'ın en övündüğü konu da kayıt dışının ciddiye alınmayacak düzeyde olması. Kayıt altı oranı yüzde 87'ymiş. Geçen hafta sonu yolumun düştüğü Lüleburgaz, çocuk şenliğini bölge ülkelerinden gelen çocuklarla 'uluslararası' çapta kutluyordu. Belediye başkanından öğrendik ki, her yıl yapılan 250 etkinlikten sadece birisiydi, yabancı çocukların ağırlanıyor olması. Emin Halebak, "Bilgi toplumu olmak zorundayız" diyordu, Lüleburgaz'da teknopark oluşturmak üzere dört yıl önce harekete geçmiş ama bölgesinde üniversite bulunmadığı için hayali biraz engebeli. Vakıf veya özel üniversite kurulması peşinde olduklarını söylüyor.


Türkiye'nin en başarılı kulübü

Radikal'den bir haber... Hıncal Uluç'u sinirlendiren Fenerbahçeli de okusun ve haddini bilsin...
Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın, 2006 Dünya Kupası etkinlikleri çerçevesinde Almanya'da düzenlenen "Futbolun Sihri" sergisinin açılışına davetli olarak katılacak. Canaydın, Hamburg Etnografya Müzesi'nde bugün açılacak olan sergiye katılmak üzere Almanya'ya gitti. Sarı-Kırmızılı kulübün internet sitesinden
yapılan açıklamada, serginin açılışına dünya futbolunun ünlü isimleri, üst düzey siyasetçi ve dünya futbolunda isim yapmış kulüp temsilcilerinin katılacağı ifade edildi. Sitedeki haberde, "Futbolun Sihri" sergisi açılış gecesine Türkiye'den sadece Galatasaray Kulübü adına Başkan Özhan Canaydın'ın davet edildiği vurgulandı. Haberde, "Sergiyi düzenleyen organizasyon komitesinin başkanı olan Prof. Köpke'nin, Türkiye'den Galatasaray'ın çağrılmasına neden olarak, Galatasaray'ın uluslararası tanınırlığını ve "Türkiye'nin en başarılı kulübü" olmasını gösterdi" denildi.


Jinyoung Shin

Dadaly.net - by Jinyoung Shin
Dadaly.net... Sitede, Jinyoung Shin adlı sanatçıya ait olan 100'den fazla eser sergileniyor. İlginç bir tarzı olduğunu söyleyebilirim...

Airborne cats

Airborne cats - Created by Junku
Airborne cats adlı Flickr galerisinde 144 adet zıplayan kedi fotoğrafı bulunuyor. Hoş bir arşiv olmuş...

Serial No. 3817131

SerialNo3817131.com - by Rachel Papo
SerialNo3817131.com... Rachel Papo'ya ait olan sitede İsrail ordusunda görev yapan kadın askerlerin fotoğrafları bulunuyor...

Garip bir bayram

Garip bir 23 Nisan'dı. Liselilerin katılmadığı bir bayramda, 21 yaşındaki kazık kadar adamı kürsüye çıkartıp hepimize çocuk diye yutturmaya kalktılar. Yutmayanlara da ağzının payını verdiler... Bu yetmemiş olacak ki bir de Meclis Başkanı'nın konuşmasına maruz kaldık. Laiklikten, egemenlikten girdi, gizli anayasadan çıktı. Aslında Bülent Arınç efendiye Alevilerin durumunu, din derslerini, Sünni Müslüman devlet yapısının sadece kendisine para aktardığını, gizli anayasa diye adlandırdığı belgenin birçok devlette var olduğunu, Kıbrıs ve AB konularında da Meclis'e danışılmayıp sadece AKP merkezinden iş yürüttüklerini, doğal gaz alım fiyatlarının ve borçlarının bile sır olduğu gerekçesiyle milletvekillerine açıklanmadığını, %25 oyla meclisin %65'ine sahip olduklarını ve bunun millet üzerindeki haksız bir AKP egemenliği, AKP saltanatı olduğunu, Cumhurbaşkanı'nı da bu %25'lik kesimin halkı hiçe sayarak seçeceğini, işlerine gelmediği için seçim barajını düşürmediklerini, ABD, AB ve IMF üçlüsünün her istediğini itiraz etmeden yaptıklarını ve kendilerini bazı hükümetlere pazarlamaya çalıştıklarını hatırlatıp, bu konulara konuşmalarında niye değinmediğini sormak gerek ama nafile. Daha laikliğin anlamını tam olarak kavrayamamış yılların politikacısına ve onun gibilere neyi, niçin soracağız. Onlar nasıl olsa işlerine gelen yolda ilerleyecek, kavramları işlerine geldiği gibi anlayacaklar veya değiştirmeye çalışacaklar. Çünkü onlar egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir sözünden yola çıkarak güçlerini halktan alıyorlar. Çünkü onlar kendilerini halkı temsil eden yegane kişi ve kurum olarak görüyorlar. Kendilerine oy vermemiş olan yüzde 75 onlara göre halk değildir. Halk olmak için ya başın kapalı olacak ya da imam hatip mezunu olacaksın. Olmazsa da o kesime yakın olacaksın veya sempati duyacaksın... Din özgürlüğünden, reformlardan kasıtları da kendi din ve mezheplerinin önünün tamamen açılması, her yere egemen olma istekleridir. Onlara oy vermeyenlerin din anlayışlarında sorun vardır. Onların siyasi görüşlerine karşı olan kişi ve kurumlar dine karşıdırlar... Durum böyle değildir demeden önce, geçmişten günümüze bu kişilerin beyanatlarını inceleyin. Hepsinin 5-10 senede değiştiğine inanıp, bu boş konuşmayı demokrasi manifestosu diye adlandırarak kendinizi ve milleti kandırmayın...

Aslında bu kadar yazmaya gerek yoktu. Samimi olmayan bu açıklamalarla ancak dalga geçilir. O işi ise en iyi Serdar Turgut yapar...
Ben fazla mesir macunu tüketmenin bir başka organa iyi geldiğini düşünüyordum ama gördüm ki Meclis Başkanı'nın beyni bundan etkilenmiş. Başkan'ın beyni 'overdrive'da çalışmaya başlamış, beynine fazla enerji yüklendiğinden başkan saçmalamaya başladı. Son bir iki gündür yaptıklarını ve açıklamalarını okursanız ne demek istediğimi anlarsınız.
Aşırı mesir macunu tüketimi nedeniyle gözü dönmüş halde bulunan başkan ilk önce genç yaşta evlenseydi şu an rahatlıkla dede olabilecek irilikte olan bir adamı çocuk ilan ederek onu Meclis'e çocuk olarak getirdi...
Özet olarak bazı insanların enerji veren madde tüketmeleri hiç de iyi sonuç vermiyor. Bu AKP'liler de hiç durmadan fındık, fıstık, macun, çikolata, lokum tüketip duruyor, içki içmiyorlar ya kendilerini bu tür keyfe vurmuş durumdalar. Bu kadar yiyip içmenin sonunda da beyinler speed kullanmış gibi oluyor, fazla çalışmaktan duracak noktaya geliyor ve kafalarını fazla uçmuş heavy metalciler gibi duvara çarpıp duruyorlar. Bakalım bu kez hangi noktada bayılıp kalacaklar, bekleyelim de görelim...


Ben Garvie Illustration Studio

Ben Garvie Illustration Studio
BenGarvie.com... Sitede bulunan galerilerde, Ben Garvier adlı sanatçıya ait onlarca illüstrasyon sergileniyor...

İstanbullu vapurunu seçiyor

Gazete ve televizyonlarda İstanbul'un yeni vapurlarıyla ilgili haberler vardı. Hatta birkaç gün önce BBC World'de de konuya değinilmişti... Biliyorsunuz, İstanbul için yeni vapurlar üretilecek. Bu vapurların tipinin nasıl olması gerektiği size soruluyor ve belirlenmiş olan modeller arasından seçim yapmanız isteniyor. Ankete şu sayfadan katılabiliyorsunuz. Sayfada bulunan 8 gemi modelinin resimlerine tıklayarak modeller hakkında detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Oylamadan sonra açılacak olan sayfada hangi gemi modelinin daha çok oy aldığını görebilirsiniz... İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin web sitesindeki şu sayfada da konuyla ilgili bir haber var... Her ne kadar yeni modeller eskisinden çok farklı olmasa da "Vapurumu Vermiyorum" adlı bir site de mevcut... Bu arada, konu başlığına da aldanmayın. Oy kullanmak için İstanbul'da yaşıyor olmanız gerekmiyor...

The Cloud Appreciation Society

The Cloud Appreciation Society
Bulutları sever misiniz? Cevabınız evetse "The Cloud Appreciation Society" tam size göre bir dernek. 3 dolar karşılığında üye olabileceğiniz derneğin amacı, dünyanın çeşitli yerlerindeki bulutseverleri bir araya getirmek. Sitede, bulut fotoğraflarının yer aldığı galeri bölümünün yanı sıra bulut konulu şiirlerin bulunduğu bir bölüm de mevcut... İlginç bir dernek olduğunu söyleyebilirim... Kaynak: Hürriyet Pazar...

Jonathan Harris

INA Maps - by Jonathan Harris
Milliyet'te, Türkiye'nin silah alımında (2004 yılı verileri) 418 milyon dolarla onuncu sırada yer aldığıyla ilgili bir haber vardı. (Fazla demeyin, Yunanistan 1,4 milyar dolarla üçüncü sırada ve o silahları herhalde Makedonya, Arnavutluk ve Bulgaristan'a karşı almıyordur.) Neyse, çok alakası yok ama bunu okuyunca aklıma birkaç hafta önce ziyaret ettiğim bir sayfadaki, Jonathan Harris tarafından hazırlanan broşürlerden biri geldi. Aynı sayfada başka konular üzerine hazırlanmış, resimdeki gibi 5 broşür daha var...

Tall Armenian Tale

Bazen müthiş sitelere rastlıyorum, Zikzak'ta yazmak için not da alıyorum ama sonra bir şekilde unutuyorum. Bugün Oktay Ekşi'nin Hürriyet'teki köşesini okuyunca onlardan birini hatırladım ve bari yaşanacak olan Ermeni tantanasından önce yazayım dedim... TallArmaneianTale.com... Türk olduğunu kimsenin bilmediği Holdwater rumuzlu bir Amerikalı tarafından İngilizce olarak hazırlanan sitede, Ermenilerin soykırım iddiaları çürütülmeye çalışılıyor... Siteyle ilgili haberi daha önce Yeni Şafak gazetesinin sitesinde okuduğumu hatırlıyorum ama sitedeki haberin sayfasını bulamadım. HaberD adlı sitedeki şu sayfadan aynı haberi okuyabilirsiniz...

Concept art of Graven Tung

Artofgt.com - Concept art of Graven Tung
Artofgt.com... Sitedeki galerilerde, Graven Tung adlı sanatçıya ait olan 50'ye yakın çizim sergileniyor...

Ay Yıldız'da ay sola baksın!

Radikal'de "Uzayda kıble ne tarafta?" başlıklı komik bir haber vardı. Haberde, uzaya ilk Müslüman astronotu göndermeye hazırlanan Malezya'nın, uzayda abdest, namaz ve kıble gibi sorunları çözmek için bir konferans düzenleyeceği anlatılıyordu...
Rus uzay mekiğiyle ilk Müslüman astronotu fezaya göndermeye hazırlanan Malezya, uzayda nasıl abdest alınacağı ve namaz kılınacağını araştırıyor. Malezyalılar konuyu o kadar mesele yaptı ki, ülkenin Ulusal Uzay Ajansı (Angkasa) uzayda ibadetin nasıl olacağını tartışmak için iki günlük konferans düzenlemeye karar verdi. Malezya'da haftaya salı başlayacak 'Uzayda İslam ve Yaşam' adlı konferansta 150'ye yakın ilahiyatçı, bilim adamı ve astronot şu konuları tartışacak: Suyla apdestin mümkün olmadığı hallerde ellerin toprak üzerine konulduktan sonra kol ve yüze sürülmesi suretiyle yapılan teyemmüm uzayda nasıl gerçekleştirilecek? Namaz kılarken Kâbe'ye dönme, yani kıble zorunluluğuna nasıl çözüm getirilecek? Günde beş kez kılınan namazın vakitleri nasıl tayin edilecek? Astronotlar, dünyanın etrafını 24 saatte 16 kez turlayan Uluslararası Uzay İstasyonu'na gidince kaç vakit namaz kılacak?
Bugün haber sitelerinde buna yakın komiklikte bir haber gördüm...
AKP Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül, Türk bayrağı dışında, ay-yıldızın kullanımında, ayın açıklığının sağ değil, sol yöne olacak şekilde kullanılması için yasa teklifi verdi. Akgül, TBMM Başkanlığı’na sunduğu teklifte, Türk Bayrağı Yasası'nda değişiklik yapılmasını istedi. Teklifte belirtilen standartlarda Türk bayrağı dışında ay-yıldızın kullanımında ayın açıklığının sol yöne doğru olacak şekilde kullanılması öngörülüyor. Akgül, teklifinde nüfus cüzdanı, pasaport ve resmi kurumların amblemlerinde kullanılan bayraklarda ayın sola çevrilebilmesi için geçiş süresi olarak 6 aylık süre tanınmasını da istedi. Yasa teklifinin gerekçesini açıklayan Akgül, "Atatürk, yeni bir devletin doğuşunu simgelemesi açısından ayın doğuşunun hilal olarak bayrakta yer almasını istemiş. Ayın sağa açıklığı batış anıdır, doğuş anı ise sola açık olan halidir. İlk yıllarda sola açık olarak kullanılmış, ancak daha sonra bu değiştirilmiş. Atatürk'ün bu konudaki gerekçesine ben de inanıyorum. O nedenle bayrak dışındaki tüm kullanım alanlarında ayın sola açık olarak kullanılması doğru olacaktır" dedi.
Gerçi haddim değil ama çok sayın milletvekiline şu öneriyi getirerek biraz akıl vermek istiyorum. Keşke ilk önce AKP amblemini ters çevirseydiniz. Biliyorsunuz, doğası gereği ampullerin cam kısmı genelde aşağıya bakar...

Galatasaraylı Müslümanlara ölüm

Milliyet'in sitesinde "Irkçılar Cim Bom'a takık" başlıklı ilginç bir haber vardı...
İspanya'da futbolda baş gösteren ırkçı grupların Avrupa'da en fazla Galatasaray taraftarlarını dövmek istediği ortaya çıktı. Bazı ırkçı gruplar ise kendilerine 'Galatasaraylı Müslümanlara Ölüm' adı takıyor. Hoşgörüye Karşı Olanlarla Mücadele örgütü tarafından yapılan bir araştırmada İspanyol futbolunda 15 binden fazla aşırı tehlikeli ırkçı futbol seyircisi olduğu belirtildi. Örgüt sözcüsü Angel Galan, İspanya futbolunda ırkçı saldırıların tehlikeli boyutlara ulaştığına dikkat çekerek bu grupların özellikle Müslüman seyircilere yönelmeye başladıklarını söyledi. İspanya'daki ırkçı grupların tüm Müslümanları Galatasaraylı olarak gördüğüne de işaret eden Galan, kendilerine 'Galatasaraylı Müslümanlara Ölüm' adını takan grupların bile olduğunu vurguladı. 'Guille 88' isimli bir neo-Nazi grubunu delil gösteren Galan, grubun amacının 'Galatasaraylı Müslümanları' dövmek olduğunu, stat etrafında beklediklerini ve bir Müslüman seyirci görmeleri halinde de toplu halde 'Galatasaraylılara ölüm' diye saldırdıklarını söyledi.
Fenerbahçeliler, üzülmeyin belki bir gün sizi de dövmek isterler...

Eagle Eye Cam

Eagle Eye Cam
İki gün önceki Hürriyet'te Eagle Eye Cam adlı bir siteden bahsediliyordu. Beyaz başlı kartalların yumurtadan çıkış anları ve sonrası site aracılığıyla canlı olarak yayınlanacakmış... Sitede konuyla alakalı bir forum da mevcut...
Kanada’nın Hornby Island adasında bulunan ve nesli tükenmekte olan beyaz başlı kartalların 26 Nisan 2006'da yumurtadan çıkması beklenirken, doğal hayatı koruma amaçlı kurulan internet sitesi, kartalın kuluçka dönemini internetten 24 saat canlı yayınlıyor. Yavruların yumurtadan çıkacağı gün siteye 10 milyona yakın ziyeretçinin gelmesi bekleniyor. Beyaz başlı kartal çiftinin yuvasına yerleştirilen web kamerasından, ayrıca vahşi hayatın doğal sesleri de dinlenebiliyor.


Sidik yarışı derbisi!

Sabah gazetesinden Yılmaz Özdil, Fenerbahçe-Galatasaray maçı öncesinde dünyadaki diğer önemli derbileri tarihsel yönleriyle sıralamış ve Fenerbahçe ile Galatasaray'ın arasındaki inanılmaz nefreti izah edemediği için derbiye sidik yarışı derbisi adını vermiş...
Türkiye. İstanbul. Aynı şehrin iki takımı. Fenerbahçe ve Galatasaray. Din ayrımı yok. Irk ayrımı yok. İdeoloji ayrımı yok. Sınıf ayrımı yok. Asker-polis ayrımı yok. Zengin-fakir ayrımı yok. Eğitimli-cahil ayrımı yok. Üstelik, dünyadaki ünlü derbilerden farklı olarak, taraftarları "aynı şehir" ile sınırlı değil. Bütün ülkede var. Peki bunun adı nedir? Sidik yarışı derbisi. İnanılmaz nefretin mantıklı bir izahı yok çünkü.


Carl-Johan Paulin

Paulin.org - Carl-Johan Paulin
Paulin.org... Carl-Johan Paulin adlı sanatçıya ait olan sitede 70 kadar fotoğraf bulunuyor... Kaynak: Deeper&Faster...

Hayvan leşiyle oyun

Kesilmiş tavuk kafalarıyla oynayıp kuş gribine yakalanan çocuklarla ilgili haberleri okuyunca şaşırmıştım ama artık şaşırmıyorum. Hayvan leşleriyle oynamak gerçekten eğlenceli bir şey olmalı ki doğulu çocuklar vazgeçemiyor...
Van'ın Bostaniçi beldesi sakinleri, belediye tarafından zehirlendikten sonra çöplüğe atılan köpeklerle çocukların oynadığını ve içlerinden ikisinin hastalandığını iddia ederek şikâyetçi oldu. AKP'li Belediye Başkanı Burhan Yenigün, itlafı yalanladı. Leşler bir günü aşkın ortada kaldıktan sonra dün öğlen belediye tarafından toplandı.


Akıllı işaretler

Akıllı işaretler
Önceki gün gazete ve televizyonlarda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun televizyonlarla ilgili Akıllı İşaretler uygulamasının tanıtımları vardı. Birkaç sene önce diğer bazı ülkelerdeki uygulamaları örnek göstererek konu hakkında bir şeyler yazdığımı hatırlıyorum. Yararlı bir uygulama olduğunu söyleyebilirim...

NewWebPick E-Zine 04

NewWebPick E-Zine 04
NewWebPick'in dördüncü sayısı çıkmış. 68 MB'lık dosyayı sitede belirtilen adreslerden indirebilirsiniz...

Zachary Flagg Baldus

Zachary Flagg Baldus
ZacharyFlagg.com... Zachary Flagg Baldus adlı sanatçıya ait olan sitede 100'den fazla eser sergileniyor... Kaynak: Deeper&Faster...

Explorer'a alternatif tarayıcılar

Bilgisayar kullanan ama Firefox ve Opera'nın adını dahi duymayan, dahası sekmenin ne olduğunu bile bilmeyen kişilere rastlıyorum. Microsoft Internet Explorer'ın yoğun olarak kullanılmasının sebebi bana sanki diğer tarayıcıların yeterince bilinmiyor olması gibi geliyor. Hele hele Explorer'da sekme özelliğinin olmadığı düşünülürse... Sayaç verilerinden görebildiğim kadarıyla ziyaretçilerin %90'ına yakını Microsoft Internet Explorer kullanıyor. Mozilla Firefox kullananların oranı ise %9 civarında. Opera ve Netscape Browser'ın ismi dahi geçmiyor diyebiliriz. İkisinin toplamı %1,5 bile etmiyor... Aşağıya internette gezinmek için kullanabileceğiniz bazı tarayıcılar hakkındaki düşüncelerimi basitçe yazıyorum ama baştan söyleyeyim, bence en kullanışlısı Opera'dır...
Microsoft Internet Explorer: Windows işletim sistemi yüklü olan her bilgisayarda bulunan ve hemen hemen herkesin kullandığı bildiğimiz tarayıcı. Performansından ve sayfaları diğerlerinden daha iyi gösteriyor olmasından memnun olsam da sekme özelliğinin olmayışı nedeniyle son zamanlarda çok sık kullanmıyorum. Sekme özelliğine sahip yeni sürümünü bekliyorum...
Mozilla Firefox: Explorer'la rekabet edebilecek tek tarayıcı gibi görünüyor. Kullanışlı bir sekme özelliği var. Beni en çok etkileyen yönü eklentilerinin zenginliği. Tarayıcının resmi sitesindeki yüzlerce eklenti arasından bazı eklentileri indirdiğinizde Explorer'dan hiçbir eksiği kalmıyor. Yalnız bilgisayarımın özellikleri sebebiyle performansından çok memnun değilim...
Opera: İhtiyaçlarınıza göre ayarlamalar yaptığınızda bence en iyi tarayıcı Opera'dır. Kullanışlı sekme özelliklerinin yanı sıra temiz ve basit bir arayüze sahiptir. Hızlı indirme, not alma, kapatılmış sayfaları tekrar açma, hızlı özellik değiştirme, sayfaları ve resimleri yakınlaştırıp uzaklaştırma, RSS okuma, sohbet ve fareyi başka amaçlarla kullanma gibi birçok özelliği vardır. Bazı sitelerde sorun yaşayacak olsanız da internette gezinmeyi zevkli hale getirir ve sisteminizi diğer tarayıcılardan daha az yorar...
Netscape Browser: Eskiden ikinci sırada olan tarayıcı. Son zamanlarda çok sık kullanmasam da sekmeli son halinin fena olmadığını söyleyebilirim. Yani diğerlerinden fazla bir eksiği yok. Sayfaları Explorer ve Firefox'taki gibi (siz seçiyorsunuz) görüntülüyebiliyorsunuz...
Avant Browser: Internet Explorer'ın çeşitli özellikler eklenmiş hali olan Avant Browser'ı uzun süredir kullanıyor olmama rağmen hala tam olarak alışabilmiş değilim ama sevenleri diğer tarayıcılardan çok daha kullanışlı olduğunu söylüyor...


HaberTürk'ün haberciliği

Akşam gazetesinde okuyunca hatırladım. Birkaç gün önce HaberTürk adlı kanalda Bakırköy'de patlatılan bir bombanın çok sayıda vatandaşımızın yaralanmasına sebep olduğuyla ilgili bir habere rastlamıştım. Haberle ilgili ilk görüntüler gösteriliyorken canlı yayına Bakırköy Belediye Başkanı telefonla bağlandı ve patlamaya bir ses bombasının neden olduğunu söyleyip yaralı sayısı hakkında bilgi verdi. Kadın sunucu ise sanki adamın anlattıklarını dinlemiyormuş gibi saf saf kameraya bakarak konuşma sırasında tekrar tekrar patlamanın (tüp patlaması gibi) bir kaza olup olmadığını sordu. Daha sonra canlı yayına bir haber ajansı çalışanı olduğu söylenen biri bağlandı ve soracak bir şey bulamayan sunucu ona da tekrar tekrar patlamanın bir kaza mı yoksa bir bombalama mı olduğunu sordu. Sonra da ölenin olmadığı patlama haberinin altında, "4 ölü 30 yaralı" yazısı belirdi... Sunucuya kamera arkasından cevabı belli olan aynı soruyu tekrar tekrar sor diyorlar mı bilmiyorum ama soracak soru bulamayan sunucu sırf yayını doldurmaya çalıştığı için saçmaladı. Haberin doğruluğunu kontrol etmeden diğer kanallardan önce yayına verme kaygısıyla "4 ölü" yazısını ekranlara taşıyan kanal da ayrıca saçmaladı...

Bu arada ekranlarda bir de linç edilme görüntüsü vardı. Beyinsizin biri 30 kişinin yaralandığı bir patlamadan sonra (iddiaya göre) "ben canlı bombayım" diyerek şaka yapmış. Sanırım yediği dayak aklını başına getirmiştir...

Fenerbahçe'nin amigo spor yazarları

Sırtlarını bir kulübe veya taraftar grubuna dayayarak sadece destek aldığı kişileri memnun edecek yalan yanlış yazılar yazan spor yazarları var. Kısaca amigo yazarlar. Bunların nedense çoğunluğu da Fenerbahçelidir... Bugün bunlara örnek olabilecek bir yazardan alıntı yapalım. Bakın Ercan Saatçi adlı amigo yazarımız Fenerbahçe seyircisinin basit bir anons yüzünden çıkarttığı, koltukları kırıp tribünlerden polislerin üzerine attığı, kendi aralarında kavga ettiği ve bazı taraftarları öldüresiye dövüdüğü, bununla da yetinmeyip polisin müdehalesine direndiği, polisle çatıştığı, polis dövdüğü ve sonunda da sopa yediği olaylar hakkında neler yazmış:
Fenerbahçe taraftarı Manisa’da dayak yedi, öldüresiye dövüldü. Neden? O çirkin anonsa karşı çıktıkları için. Çirkinliğe hayır dedikleri için cezalandırıldılar. Türkiye’nin dört bir yanından F.Bahçe’yi desteklemek için Manisa’ya gelen ve dayak yiyen taraftarı tek bir yönetici bile korumadı. Bunun nedenini F.Bahçe yönetiminin açıklamasını bekliyorum.


Trial By Fury

Trial By Fury
Çizimlerin bulunduğu Trial By Fury adlı bir bloga rastladım. Aynı kişiye ait daha fazla çizimi görmek istiyorsanız blog sahibinin eski blogunu ziyaret etmeniz gerekiyor... Gelen spam yorumlara sinirlendiği için yeni bir blog açmak zorunda kalmış...

Fenerbahçe'nin yabancı ısrarı

Geçen hafta Fenerbahçeli yönetici ve yazarlar Futbol Federasyonu'nun yabancı oyuncu sınırlamasıyla ilgili kararını eleştiriyorlardı. Bu hafta ise hiç kimse bu konuyu açmıyor. Bunun nedeni büyük ihtimalle Fenerbahçe'nin, sakatlar ve cezalı oyuncular nedeniyle sahaya sadece 2 yabancı oyuncuyla çıkan Vestel Manisaspor'a 5-3 yenilmesidir. Artık lig bitene kadar yabancı sınırlamasının kaldırılması konusunu açmazlar diye düşünüyorum...

Steve McCurry

SteveMcCurry.com - by Steve McCurry
SteveMcCurry.com adresli sitedeki galerilerde, Steve McCurry adlı fotoğraf sanatçısına ait olan fotoğraflar sergileniyor. Bilinen bir fotoğrafçı olsa da ismini hatırlayamayanlara, şu ünlü Afgan Kızı fotoğrafı örnek olarak gösterilebilir...

Günlük tut, hayatın kararsın!

Akşam'ın cumartesi ekinde bazı blog yazarlarının karşılaştığı birtakım sorunlara yer verilmiş...
Hikaye yaklaşık üç yıldır blog yazan Doğan'ın bir Amerikan firmasına iş başvurusu yapmasıyla başlıyor. İlk görüşmeden olumlu cevap gelince ikincisi için insan kaynakları müdüründen randevu alıyor ve bu durumu işi kapmış gözüyle yorumluyor. Ama ikinci görüşmeye gittiğinde müdür ona birlikte çalışamayacaklarını söylüyor. Duruma anlam veremeyen Doğan nedenini soruyor. İnsan kaynakları müdürünün 'Hem ABD karşıtı olup hem bir ABD firmasına başvurmakla hata etmişsinizdir belki de' yanıtıyla şoke oluyor. Ceyhun Doğan, insan kaynakları müdürünün bu fikre nereden kapıldığını anlayamıyor. Ama tahmin edeceğiniz gibi işin içinden yine bloglar çıkıyor.
Yazıda örnek olarak gösterilen sorunlarla ya da benzerleriyle karşılaşmak istemiyorsanız blogunuzda veya emin olmadığınız diğer sitelerde kimliğinizi açıklamamanızda fayda var. Eğer özel hayatınızla ilgili bir şeyler yazıyorsanız ve hakkında yazdığınız kişilerin tepkilerinden çekiniyorsanız veya gelebilecek olan tepkilerin sizi üzeceğini düşünüyorsanız tanıdıklarınıza site adresinizi vermemelisiniz. Bu arada blogunuza da çok bağlanmayın, zevk almak, zaman geçirmek için yazın. Kim olduğunu bilmediğiniz kişilerin eleştirileri ve yorumlarını gereğinden fazla önemsemeyin...

Televizyon başında öldükten 3 yıl sonra bulundu!

Milliyet'teki bir haberi okuyunca gerçekten üzüldüm... Birkaç ay olsa neyse de bir kişinin öldüğünün 3 yıl boyunca fark edilememesi çok kötü...
İngiltere'de dairesinde televizyonunun karşısında öldükten 3 yıl sonra cesedi bulunan bir kadının kimliği teşhis edildi. Polis, Ocak ayında Londra'daki evinde cesedi tamamen bozulmuş halde bulunan kişinin 40 yaşındaki Joyce Vincent adlı kadına ait olduğunu, televizyonu hala çalışır durumda olan Vincent'ın etrafının açılmamış Noel hediyeleriyle çevrili bulunduğunu belirtti. 2003 başında normal sebeplerden öldüğü sanılan Vincent'in kimliğinin dişçi kayıtlarından belirlenebildiğini açıklayan polis, evde son kullanma tarihi Şubat 2003 olan ve aynı tarihli mektuplardan ölüm tarihinin aşağı yukarı tahmin edildiğini kaydetti. Aile içi şiddetin kurbanı olan Vincent'e oturacak ev sağlayan kuruluşun yetkililerinin, binlerce sterlinlik kira borcu birikince yetkililere haber vermeleri üzerine, İngiliz kadının cesedi bulunabildi. Cesedin iyice bozulmasından ötürü adli tabibin, Vincent'in kesin ölüm nedenini belirleyemediği, ancak polisin kimseden şüphelenmediği belirtildi.


Beyond Shotz

Beyond Shotz - A Monthly Photo Journal From Photo Enthusiasts
Beyond Shotz - A Monthly Photo Journal from Photo Enthusiasts... Mart ayı sonunda PDF formatında hazırlanmış olan üçüncü sayısı çıkan Hindistan kaynaklı e-dergide, fotoğrafçılık üzerine yazı ve röportajlar bulunuyor...
Riding on the success of the February issue, Beyond Shotz continues to explore newer avenues of life; to reach out to the people; to spread the message beyond the photographs. The March edition of the magazine covers experiences of photographers capturing moments of everyday life of people of the world...


XMPlay

XMPlay... Müzik dosyalarınızı dinleyebilmeniz için kurulum gerektirmeyen 290 KB'lık bir program. OGG formatını desteklemesi sayesinde tanıştığım hoş ve basit bir arayüze sahip olan programı (Winamp kadar kullanışlı olmasa da) değişiklik isteyenlere tavsiye ediyorum...

Eyvah çocuğum web'de

Radikal'de, paranoyak ebeveynler için "Eyvah çocuğum web'de" başlıklı bir yazı vardı. Yazıda, bilgisayar hakkında yeterli bilgisi olmayan ebeveynler için içerik engellemesi konusunu anlatılmış ve son bölümde bir "keylogger" kullanılması önerilmiş... Bunu vahşi bir yöntem olarak adlandırmış olsalar da ailelere en etkili yolu önermişler... Yalnız, kilit kırıp günlük okumaktan pek bir farkı olmadığı için bu yöntemi gerçekten ihtiyaç duyuyorsanız kullanın... Çocuğunuzun yazışmalarını okumayı alışkanlık haline getirmeyin...
Bütün tedbirleri alsanız da internette bir yol bulmak her zaman mümkün olabilir. Buna karşı kullanılan en vahşi yöntem tuş kaydediciler. Klavyede basılan her tuşu kaydeden bu yazılımlar sayesinde yazışmalarının tamamını takip edebiliyorsunuz. En verimli seçenek KMiNT21 adlı uygulama. Gizli çalıştığı için çocukların farkına bile varmayacağı bu hizmet sayesinde en güvenilir uygulama olan 'gözlerinizi' kullanabilirsiniz. (kmint21.com/familykeylogger/)


Tooninator

Tooninator.com - by Matthew Boismier
Tooninator... Sitede, Matthew Boismier adlı sanatçıya ait olan 70 kadar çizim sergileniyor...

Uderzo renk körüymüş

İşgalci Romalılarla savaşan Galyalı cesur kahraman Asteriks'i anlatan çizgi romanın yaratıcısı Albert Uderzo, renk körü olduğunu açıkladı. Bu sırrı 78 yaşına kadar kimseye söylemeyen karikatürist Uderzo, sonunda Alman Die Zeit gazetesine konuştu. Uderzo, 'Çocukken atları yeşile, ağaçları kırmızıya boyardım. Ancak zamanla renkleri hissetmeye başladım. Bazen rüyalarımda daha önce hiç tanımadığım renkler görüyorum' dedi. Çizgi romanını çıraklarına devreden Uderzo'nun Asteriks maceraları onlarca dile çevrilmiş ve tüm dünyada milyonlarca satmıştı.
Bir insanın renk körü olduğunu yetmiş küsür sene saklayabilmesi gerçekten ilginç. Kendisini tebrik ediyorum... Ben saklama konusunda o kadar başarılı değilim. Zaten saklamak da insanın elinde değil. Arkadaş ve akrabalarımız bir şekilde renk körü olduğumuzu öğrenebiliyorlar. Mesela daha geçen hafta bilgisayarının ayarlarıyla ilgili bir problemi olan teyzeme yardıma gittiğimde, renk körü olduğumu bilmemesine rağmen, Windows XP'de internetten bir şey indirilirken yüzde kaç indirildiğini gösteren, adım adım ilerleyen çubuğu "sarı çubuk" diye isimlendirince renklerle ilgili bir sorunum olduğunu teyzem de anladı... Geçen yıllarda da bu konu hakkında bir şeyler yazmıştım...

İslamiyet yok mu olacak?

Akşam gazetesinde, kehanetlerde bulunan Ata Nirun'la yapılan bir röportaja yer verilmiş. Akşam gazetesinde bu tip felaket tellallarıyla ilgili haberler son zamanlarda çokça yayınlanmaya başladı. Gerçi genel yayın yönetmenlerinin Serdar Turgut olduğu düşünülürse çok da garip bir durum değil...
- Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim, bu terör ivmesi daha da artacak. 2040'larda dünya tam bir kan çanağına dönecek. Dinlerin getirdiği önyargı yüzünden terör olayı asla bitmeyecek. Ta ki iki büyük dinden biri ortadan kalkana kadar...
- İslamiyet yok mu olacak?
- Evet. Bizzat peygamberimizin böyle kehanetleri var. Mekke'nin işgal edileceğini, Kabe'nin yıkılacağını anlatan İslami kehanetler bu yönde. Onlar bunu kıyamet alameti olarak anlatır. Nostradamus'a göre de bu yüzyılın içinde Batı ülkelerine saldıran İslam güçleri vardır; büyük şehirlere kadar yok ederler. Sonra Batı birleşir ve onlara saldırır. Asıl ilginç olan onun kehanetlerine göre Batı'yla bir olan ülkelerin içinde Türkiye'nin de olması...
En azından kazanan tarafta olacakmışız... :-)

Ebola ile yüksek nüfusa son

Akşam gazetesinde, dünyanın çeşitli yerlerinde Ebola salgınları yaratılarak, dünya nüfusunun azaltılmasını isteyen bir profesörün açıklamalarına yer verilmiş...
Amerika'nın Teksas Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Eric R. Pianka, Teksas Bilimler Akademisi'nde yaptığı konuşmada çılgınca bir öneri getirdi. Pianka, "Dünya kaynakları insanlara yetmiyor. Çok hızlı çoğalıyoruz. Su kaynakları kirleniyor. Küresel ısınma durdurulamıyor. Kaynaklar tükenince insanlık da yok olacak. Bunların hepsi yüksek insan sayısı yüzünden. Büyük ölçüde nüfusun küçülmesi gerekiyor. Ama, savaş ve açlık dünya nüfusunu büyük oranda azaltmaz. AIDS iyi bir yöntem gibi görünüyor. Ancak, çok yavaş insanları öldüreceği için etkili değil. En iyi yöntem ebola. Ebola çok hızlı ve kolay yayılan bir hastalık. Öldürme oranı da çok yüksek. Dünyanın çeşitli yerlerinde ebola salgını yaratırsak, insanların yüzde 90'ı ölür. Bu sayede geriye kalan yüzde 10'luk kesim refah içinde yaşar" dedi. Pianka'nın konuşmasını salonu dolduran 400'den fazla dinleyici alkışladı.
Buna benzer düşüncelerin anlatıldığı birkaç yazı okumuştum ama hepsinde, savaşlar yaratılarak dünya nüfusunun kontrol edilebilir bir seviyeye (1,5-2 milyar arası) çekilmesi gerektiği anlatıyordu. Eric Pianka adlı bu profesör ise (daha temiz bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz) biyolojik silah kullanılmasını öneriyor... Şu sayfada da "What nobody wants to hear, but everyone needs to know" başlığı altında bir şeyler anlatılmış...

Caminin güzelliğini kapatan ağaçlar

Caminin görünümünü ve güzelliğini kapatan ağaçların kesilmesi Hürriyet'te haber olmuş...
Denizli’nin en merkezi yeri Delikliçınar Meydanı’ndaki Yeni Cami’nin önünde bulunan 50-70 yaş arası yetişkin 2 çınar ve 4 çam ağacı, caminin güzelliğini kapattığı ve gelen turistlere dinlenecek yer açılacağı gerekçesiyle gece yarısı kesildi. Ağaçların kesilmesine başta cami cemaati olmak üzere halk büyük tepki gösterdi.
Gelen tepkiler üzerine açıklama yapma gereği duyan Yeni Camii Yaptırma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Sait Ezginci şunları söylemiş:
Hiç kimse durduk yerde ağaç kesmez, biz bahçede yeni peyzaj çalışması yapıyoruz. Ağaçların kesilmesine tepkilerin geleceğini biliyorduk. Peyzaj çalışması tamamlandıktan sonra cami ve bahçe daha güzel olacak. Büyük ağaçlar caminin görünümünü kapatıyordu. Caminin güzelliğini kapatan ağaçları kestirdik. Ağaçlar kesilince cami daha uzaklardan görünebilecek. Tepkilerin gelmesi normal.
Yaptıkları işi, saçma sapan bir açıklamayla haklı göstermeye çalışan dernek başkanına en güzel cevabı da bir ilahiyat profesörü vermiş:
Bir Müslüman olarak, ömrünü ağaç dikmekle geçirmiş bir insan olarak, cami görünsün diye ağaç kesmenin bir cinayet olduğunu söyleyebilirim. Ağaç kesmek telafisi gayri mümkün bir olaydır. Caminin iyi görünmesi değil, Müslümanın iyi olması önemlidir. Caminin güzel görünmesiyle Müslüman güzelleşmez. Böyle bir gerekçeyle ağaç kesilmesini kesinlikle tasvip etmiyorum.
Sırf iş olsun diye ağaçların kesilmesine karşı çıkan biri değilim ama bu tip bir gerekçeyle ağaç kesilmesi tam bir ahmaklıktır. Şimdi bu işi düşünenler göğüslerini gere gere dolaşsınlar. Nasıl olsa artık cami çok daha uzaktan görülebiliyor ve bu nedenle de bol bol sevap kazanmışlardır. Daha önceden de vermiştim ama benzer içerikte bir konu olduğu için Ece Temelkuran'ın yazısına bir link daha veriyorum...
Ağaçları kesebilenleri anlamadım hiç. Hele ihtiyar olanları. Senden önce oradaydı o, senden sonra da olacak. Dedelerinin dedeleri önünden geçti onun, biri onun yanında birini sevdi, cinayetler, darbeler, yürüyüşler, ikindiler, soluklanan yaşlı kadınlar gördü. Sarhoşun biri en kederli cümlelerini söyleyerek dibine işedi. Bir genç adam şehri terk etmeden önce sırtını dayayıp şehre lanet etti... Bu kadar büyük bir hayatı sonlandırma pervasızlığı... Bunu anlamıyorum ben. Ağaçları kesenlerin zamana saygısızlığını... Kavrayamıyorum...


Bak - Görsel sanatlar dergisi

Bak - Görsel Sanatlar Dergisi
Bak - Görsel Sanatlar Dergisi... İnternet üzerinden Türkçe ve İngilizce olarak yayın yapan Bak dergisinin 370 sayfalık üçüncü sayısı çıkmış... Kaliteli bir dergi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Mutlaka indirin... Not: Derginin diğer sayılarında hiçbir sorun yaşamamıştım ama yeni sayısında bilgisayar biraz zorlandı, sanal bellek yetersizliğiyle ilgili bazı hatalar verdi...

Things that make you go aahh

Things That Make You Go Aahh... Şirin hayvan fotoğraflarının yer aldığı bir blog... Blogdaki linklerden kedilerle ilgili ilginç iki siteye de ulaşılıyor: Cats in Sinks ve Kitten War... Bir de bunlar var: Let's Be Friends ve Cute Overload...

Sketch Swap

SketchSwap.com... Geçenlerde çizim yapabileceğiniz bazı web sitelerinden bahsetmiştim. Nerede gördüğümü hatırlamıyorum ama geçen hafta onlara benzer başka bir siteye daha rastlamıştım...

Bilim Feneri forumu

BilimFeneri.gen.tr... Bir forum sitesi olan Bilim Feneri'nde matematik, kimya, fizik, bilgisayar, biyoloji, astronomi ve yer bilimleri konularında diğer üyelerle bilgi alış verişinde bulunabilirsiniz...

Çocuk suçlular

Terör örgütünün gösterilerde çocukları kullanması siyasetçiler ve gazeteciler tarafından sıklıkla eleştiriliyor... Eleştiren kişiler bilmiyor mu ki belli bir yaşın altındakiler suç işlediğinde mahkemelerce serbest bırakılıyor. Muhtemelen biliyorlardır. Peki o zaman neyi, niçin eleştiriyorlar? Tekrar tekrar suç işleyen çocukların bile içeri tıkılamadığı bir ülkede hırsızlık ve terör eylemlerinde çocukların kullanılması çok mu gariptir?.. Birkaç örnek verelim... Bir çocuk, arkadaşını kalbinden bıçaklasa bile tutuksuz yargılanabiliyor...
Antalya'da özellikle ilköğretim çocukları ve yaşlıların korkulu rüyası haline gelen küçük suç makinesi 14 yaşındaki G.A.D. bu kez de pompalı tüfek ve kesici çok sayıda aletle yakalandı. Antalya Hayvanat Bahçesi görevlilerinin ihbarı üzerine yakalanan 4 gencin üst aramalarında bir pompalı tüfek, çeşitli boylarda bıçak ve çalıntı olduğu belirtilen cep telefonları ele geçirildi. Gençlerden birinin, bazı ilköğretim okulu öğrencileri ve yaşlılardan bıçak zoruyla gasp yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan ancak mahkemece yaşının küçük olması nedeniyle serbest bırakılan G.A.D. (14) olduğu belirlendi.
Gaziantep'te tartıştığı sınıf arkadaşı tarafından okul çıkışında kalbinden bıçaklanan, 16 yaşındaki lise öğrencisi Tayfun Bozdağ, tedavi gördüğü Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde olaydan 11 gün sonra hayatını kaybetti. Bozdağ'ın ölümüyle tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Ş.Y. için yakalama emri çıkarıldı. Halen firarda olan zanlının yakalanması için çalışmalar sürerken, Bozdağ'ın cenazesi, Hoşgör Camii'nde öğle nammazına müteakip kılınan namazın ardından toprağa verildi.


Taş atana silah sıkılır mı?

Yılmaz Özdil, Sabah gazetesindeki köşesinde Diyarbakır'da yaşanan olayları değerlendirmiş...
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ne bu ay Diyarbakır İtfaiyesi'nden daha yüklü fatura gelecek. Çünkü habire su sıkıyorlar. Oldu olacak vernel de ekleyin, tam yumuşasın ortam. Bakın bir haftadır şehirleri yakıyorlar. Apo posterleriyle halay çekiyor, kepenkleri kapatıyor, dükkânları yağmalıyor; caddelere Molotof, panzerlere taş atıyorlar. Devlet ne yapıyor? Tulumbacılık... Diyebilirsiniz ki, "ne yapalım yani, taş atana silah mı sıkalım?" Güzel bir soru. Güzel bir soru da... Başbakan'a alt tarafı iki tane yumurta atan çocukları "devleti yıkmaya ve rejimi değiştirmeye tam teşebbüs suçu" ndan yargılamayı biliyorsun. Devlete benzin şişesi fırlatanlara neden bu kadar "şefkatli" davranıyorsun? Kürt olmak, suç işleme özgürlüğü mü veriyor insana?
Taş atana silah sıkılır mı?.. İngiltere'de terörist sanılanlar, ABD'de ise elini cebine atan şüpheliler vurulabiliyorsa bunlar da vurulur. Tabi silah polisin eline süs olarak verilmediyse veya molotofkokteyli atarak insan öldürenlere hoşgörüyle yaklaşmıyorsanız... Bu arada, kovaladığı hırsızları yakalamak için silahını kullanabilen polis, içinde insan varken otobüs yakanlar için silahını kullanmıyorsa ya da polisin buna yetkisi yoksa durumumuz gerçekten içler acısıdır... Eğer polisin elindeki silah sadece havaya ateş etmeye yarıyorsa o zaman silah alımı için o kadar ihale yapmaya gerek yok. Verirsiniz hepsinin eline birer mantar tabancası, olur biter...

Merak ettiğim bir şey daha var... İstanbul'un göbeğindeki her otobüs yakma eylemine kameramanlar yetişebiliyor ve görüntü alabiliyorken polisin olay yerine daha sonraları gelmesi, ellerindeki kalkanların arkasına sığınıp olay çıkartanlara müdahale etmekten kaçınması ve müdahale edince de sadece tek bir sokakata toplanmış olan teröristleri yakalayamaması gerçekten ilginç. Çevredeki her sokağın girişini kapatmak sonra da sıkışan teröristlere müdahale edip onları yakalamak çok mu zordur?.. Bu sorunun yanıtı aslında belli... Ya teröristleri yakalamak istemiyorlar ya da gerçekten beceriksizler...

Tayyip vs Penguen

Recep Tayyip Erdoğan, Penguen Dergisi'nde yayımlanmış olan karikatürler nedeniyle açtığı manevi tazminat davasının reddedilmesine ilişkin kararı temyiz etmiş. Erdoğan'ın, kurbağa, deve, maymun, yılan, ördek, fil, zürafa ve inek olarak tasvir edilmesinin (pengueni yine unutmuşlar) ortalama algı düzeyine sahip okuyucular nezdinde tahfif edici içerikte olduğu tartışmasızmış... Hala aynı muhabbet... Bu arada Penguen dergisini de kutluyorum. İsteseler bu kadar güzel reklam yapamazlardı. Derginin adını duymayan kalmamıştır...

The Joy of Painting

Akşam gazetesinden hoşuma giden bir haber...
Zonguldaklı 61 yaşındaki Şahinde Ermiş, TRT-2'deki Kanadalı ressam Bob Ross'un programını izleyerek resim yapmaya başladı. Bir yıl içinde 44 resim yapan Ermiş, ilk kişisel sergisini açtı.
Alancık Köyü'nde yaşayan Ermiş, Bob Ross'un programını bir yıl önce izlemeye başladı. Ross'un programı sayesinde resim yapma tekniklerini öğrendi. Köydeki diğer kadınlar bahçeye çapa yapmaya giderken evinde fırçası ve tuvaliyle yağlıboya tablolar yapan Ermiş, bir yıl içerisinde 44 resime imza attı. Şahinde Ermiş, ilk kişisel sergisini Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde açtı. Ermiş, ilkokuldayken iyi resim yaptığını ancak sonra okula gidemediği için resim yapmayı bıraktığını belirterek, şunları söyledi: "Evlendim ve dört çocuğum oldu. Eşimi 20 yıl önce kaybettim. TRT-2'deki program sayesinde resim yapmaya başladım. İlk yaptıklarım iyi olmadı ama kendimi geliştirdim. Sergideki bazı resimlerimi sattım."
Ben de ara sıra Bob Ross'un "The Joy of Painting" adlı programını izlerim... Başka bir ressam tarafından hazırlanan benzer bir programı da bir Polonya televizyonunda seyretmiştim. İngilizce alt yazılı o program da güzeldi. Tekrar rastlarsam, imkanı olanların izleyebilmesi için yayın saatini ve kanalın adını buradan duyururum... Bu arada TRT-2'deki program da cumartesi sabahı yayınlanıyor...



« »


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

Linkler

Sitenizin ismini aşağıdaki bölümde görmek istiyorsanız, Zikzak'a kalıcı bir link vermeniz ve bunu bir e-posta ile bana bildirmeniz gerekmektedir...

aicis
altiustutasarim
aslicin
bebelog
benhayattayken
blogkardesligi
bloglaralemi
deeperandfaster
ekonomiturk
ellibir
esinperisi
fikirbaz
findikkabugu
geriden
golgelimavi
izlenimler
keditasmasi
limk
mada
mentaldisorder
n
naylondefter
notdefteri
ozgekilicoglu
sosyalmekan
stadyum
sulusepken
taheny
thezgi
turkce

diğer linkler

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

İletişim

E-posta göndermek için aşağıdaki formu veya zikzakweblog@yahoo.com adresini kullanabilirsiniz...

 

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

This page is powered by Blogger. Isn't yours?