ZIKZAK WEBLOG



WEBLOG

Zikzak, kişisel bir weblogdur. Okumakta olduğunuz sayfalarda, daha çok site sahibini ilgilendiren konularda yazılar ve linkler bulunmaktadır. Site geneli hakkındaki düşüncelerinizi, önerilerinizi ve isteklerinizi bir eposta aracılığıyla bildirebilirsiniz.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ARŞİV . . LİNKLER . . EPOSTA . . .

Türkçe web sayfalarını diğer dillere çeviren bir servis var mı diye interneti biraz araştırdım. Ama karşıma sadece InterTran adında bir site geldi. Bu da pek işe yarayacak bir şey değil bence. İşte Zikzak'ın bu servis aracılığıyla İngilizce'ye çevrilmiş hali. Çok kötü değil mi? Arşiv bölümündeki ekim, aralık ve ocak ay adlarını bile ayırt edemiyor. Cümlelerdeki kelime sıralamasının değişikliği, bazı kelimelerin çok sayıda anlamının olması ve kelime sonlarına eklenen ekler gibi farklılıklar yüzünden Türkçe'den diğer dillere anlaşılabilir bir web sayfası çeviri servisi yapmak, bu örnek verdiğim sitedeki sonucu da gördükten sonra bana biraz zor gibi geliyor. Şöyle Altavista'nın ve Google'ın çeviri araçları gibi bir servis Türkçe'yi de desteklese ne güzel olur...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Uzun süredir ziyaret etmiyordum Capital Radio'nun web sitesini. Tasarımı değişmiş ve yeni bölümler eklenmiş. Eskiden kapkaraydı, şimdi ise siteye renk gelmiş. Güzel olmuş. Ben bu sitenin en çok Hot40 Countdown bölümünü seviyorum. Buradan sıralamadaki parçaların bir kısmını dinleyebiliyoruz ve bunların sözlerine ulaşabiliyoruz. Ne olmuş demeyin. Bazen radyoda dinlediğiniz parçaların künyesini bilmediğiniz oluyordur. Başka bir yerden indirmek için önce buradan hangi parçanın hangisi olduğunu öğrenebilirsiniz...

Kemal Sunal'ın oynadığı bir film vardı. Kemal Sunal fakir biriydi. Meyhanede veya sokakta sarhoş bir zenginle tanışıp arkadaş oluyordu. Zengin adam onu evinde ağırlıyordu ama sabah olup ayılınca Kemal Sunal'ı tanımayıp uşağa onu evden atmasını söylüyordu. Sonraki gece yine sarhoş olduğunda arkadaşı olarak kabul ediyor, sabah ise yine kapı dışarı ediyordu. Bu arada da Kemal Sunal çiçek satan fakir bir kör kıza aşık oluyordu. Kör kız da onu zengin sanıyordu. Hatırladınız mı? Neyse, işte bu filmin aynısını ARTE adlı kanalda gördüm. Tek fark Kemal Sunal yerine Charlie Chaplin'in oynamasıydı. Bu film 1930'larda veya 1940'larda çevrilmiş. Onun için kimin kimden esinlendiği kolaylıkla anlaşılıyor...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Otobüs yolculuklarında ve sabah kahvaltılarında gazete okumak tam bir işkence bana göre. Gazetelerin boyutu çok büyük. İlk önce sayfayı açacaksın sonra katlıyacaksın, olmadıysa bir daha katlıyacaksın. Sonra sayfa değiştirmek için bunların tam tersini yapıp sayfayı değiştirince de tekrar katlıyacaksın. Otobüste yanınızdaki adam bunları yapıyorsa ve habire size çarpıyorsa yada arka koltukta oturan kişi sürekli gazeteyi kafanıza dokunduruyorsa sinir olmamak elde değildir. Bunun çözümünü bu sabah bir Portekiz televizyonundaki sabah programında gördüm. Spiker bizdeki gibi gazete haberlerini okuyordu. Ama gazetelerin yüzde doksanı dergi boyutundaydı. Hani gazeteler seri ilanlar eki gibi yarım gazete boyutunda ekler verir ya onlar gibi. Çok hoşuma gitti. Burada da keşke öyle yapsalar...

MatchHeads... Adam oturmuş kibrit çöplerinden maskeler, hayvan kafaları, insan kafaları falan yapmış. Sonra da bunları bir güzel boyamış ve harika sanat eseleri ortaya çıkmış. Bana çok ilginç geldi...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Arena'da gemilerden kaçak akaryakıt getiren bir şebekeden bahsediliyordu. Bunun başındaki adam polislerle işbirliği yapıyormuş. Ama ilçe emniyet müdürü başka yere alınınca yerine getirilen müdür bunlara izin vermemiş. Bu da düşünmüş taşınmış ve yanına emekli bir polis alıp gitmiş ilçe emniyet müdürlüğüne. Ama haberi yok polislerin üzerinde gizli kamera olduğundan. Adam başladı anlatmaya. Biz şuradan, şu yöntemlerle, şu kadar akaryakıt kaçırıyoruz, lütfen bize dokunmayın, 50 bin Euro'su peşin size 150 bin Euro verelim. Yuh yani. Hangi aklı başında insan eğer kanunlara aykırı bir şey yapıyorsa bunu gidip karakolda anlatır. Nasıl bir cesaret bu. Ne biliyorsun belki polisler seni hemen içeri tıkacak. Yeni atanmış birinin seninle aynı kafandan olacağı belli mi ki. Hem bu kadar aç gözlülük olmaz. Adam ayda 2.5 milyon dolar haksız kazanç elde ediyormuş, ama yok doymamış aynı işe hala devam ediyor. Yetmiyor milyon dolarlar. Çalış bir yıl sonra çek git bilinmeyen bir yere o on milyon dolarlarla. Tamam kanuna uygun bir iş yapsa anlayacağım hırsını ama kaçakçılık yapıyor. Üstüne bir de salaklık yapıyor. Tıpış tıpış kendi ayağıyla polise gidip neyi nasıl yaptığını, hangi gece nereden mal geleceğini falan hepsini anlatıyor. Ne diyeyim. Helal olsun polislere. Orada çalışan eski emniyet müdürünün yaptığı gibi rüşveti kabul etmediler (ettiler ama numaradan) ve adamlara iş üstünde baskın yaptılar...

Mars

Mars Dead Or Alive... Mars'ta hayat olup olmadığını araştırmak için hazırlanan keşif programı ile ilgili bir web sitesi. Sitede televizyonlarda gördüğümüz son (yani birkaç gün öncesi) Mars fotoğraflarını ve şu zamana kadar çekilmiş en güzel Mars konulu fotoğrafları bulabilirsiniz. Şu fotoğraflar gibi: foto1 - foto2... Ayrıca siteden Mars ve Mars'ı keşif programlarıyla ilgili çeşitli bilgilere de ulaşabilirsiniz. Sitenin linkler bölümü de var. Buradan Mars ile ilgili diğer sitelere gidebilirsiniz ve bazı kitaplar bulabilirsiniz. Mesela en son resimlere ulaşmak için şu sayfayı tavsiye ediyorlar...

Geçen gece kanal değiştirirken ARTE adlı Fransız televizyon kanalında Türkiye ile ilgili görüntüler gördüm ve seyretmeye başladım. Programda sanırım Türkiye'nin Avrupa Birliğine hazır olup olmadığıyla ve Fransa'da da benzeri yaşanan baş örtüsü sorunuyla ilgili bir şeyler anlatılıyordu. Konuşmalar Fransızca olduğundan hiçbir şey anlamadım ama ikili diyaloglar Türkçe'ydi ve insanların ne dedikleri duyulabiliyordu. İlk başta İstanbul'dan manzara resimleri, trafik ve gökdelenler gösterildi ve Türkiye'de çalışan birkaç Fransız ile bir ofiste sohbet edildi. Daha sonra bir tekstil fabrikasına gidildi ve fabrika gezildi. Fabrikanın sahibi yada müdürü olan kapalı bir bayan konuşturuldu. Sanırım Fransızlara ilginç gelmiş olan şey fabrikada daha çok kadınlara yönelik mayo, iç çamaşırı ve günlük kıyafet üretilmesiydi. Kapalı bayana işte bunlar hakkında sorular sordular. O da gayet güzel konuştu. Eline bir iç çamaşırı aldı ve ürünlerin güzelliğini anlattı. Gençlerin bunları talep ettiğini, bunun kişisel bir seçim olduğunu ve onu hiç mi hiç ilgilendirmediğini falan söyledi. Sonra hep beraber kadının evine gidip yemek yediler. Yine hemen dikkatlerini başları açık olan, bilgisayar ve internet kullanan evin iki kızı çekti. Anlaşılan yine şaşırmış olacaklar ki kapanmayla ilgili birşeyler sordular. Onlar da bize yapılan bir baskı yok, biz böyle rahat ediyoruz gibi cevaplar verdiler. En sonunda da konu Avrupa Birliğine geldi. Evin beyi alsalar da olur almasalar da dedi. Evin hanımı ise Türkiye'nin yolunu 1920'lerde belirlediğini ve bu yolda ilerlediğini, Avrupa'nın ise 80 yıldır bunu hala anlayamadığını falan anlattı. Kapanışta da Galata Köprüsü'nde akşam saatlerinde oltalarıyla balık tutan insanları gösterip kamerayı okunan ezanla birlikte ışıklandırılmış camilere çevirerek programı sonlandırdılar. Programın genelinde sanırım Türkiye'nin modern yüzü ve artık değiştiği anlatılmak isteniyordu. Ben kapalı hanımın konuşmalarını gerçekten çok beğendim. Keşke Türkiye'deki herkes böyle modern düşünse ve bir kısım düzeni değiştirmek uğruna, diğer kısım da istedikleri gibi olmayan kişileri değiştirmek uğruna ortamı germese......

Bugün internette gezinirken şu sitelere rastladım:
A Family In Baghdad: Bağdat'ta yaşayan Iraklı bir kadın ve üç çocuğunun günlüğü...
Ships In Bottles: Maket gemilerin şişelere nasıl sokulduğu anlatılıyor...
Neslihan Demir: Bayan Voleybol Milli Takımı'nın oyuncusu Neslihan'ın web sitesi...
Iranian Girl: Genelde İran üzerine yazılar yazan İranlı bir kızın blogu...
Liberal Demokrasi Grubu: Her halde adından anlaşılıyordur...
Spanish Made Easy: İspanyolca'ya giriş dersleri. Anlatımı basit ama kelimelerin nasıl okunduğu yazılmamış...
Yumatu: Elektronik eşya üreten bir Türk firmasının sitesi. Uydu sistemleri hakkında arama yaparken buldum...

Asya Schween

AsyaSchween.com, Amerika'da okuyan 23 yaşındaki renk körü bir Rus kızının çektiği büyüleyici fotoğrafların bulunduğu bir site. Sitede Asya Schween ile yapılmış bir röportaj da mevcut. Ayrıca Asya'nın bu sitedekilerden farklı fotoğraflarının olduğu MyOwnSelf adında benzer bir sayfası daha varmış. Eğer küçük resimdeki fotoğraf hoşunuza gittiyse bu siteleri mutlaka ziyaret edin...



« »


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

Linkler

Sitenizin ismini aşağıdaki bölümde görmek istiyorsanız, Zikzak'a kalıcı bir link vermeniz ve bunu bir e-posta ile bana bildirmeniz gerekmektedir...

aicis
altiustutasarim
aslicin
bebelog
benhayattayken
blogkardesligi
bloglaralemi
deeperandfaster
ekonomiturk
ellibir
esinperisi
fikirbaz
findikkabugu
geriden
golgelimavi
izlenimler
keditasmasi
limk
mada
mentaldisorder
n
naylondefter
notdefteri
ozgekilicoglu
sosyalmekan
stadyum
sulusepken
taheny
thezgi
turkce

diğer linkler

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

İletişim

E-posta göndermek için aşağıdaki formu veya zikzakweblog@yahoo.com adresini kullanabilirsiniz...

 

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

This page is powered by Blogger. Isn't yours?