ZIKZAK WEBLOG



WEBLOG

Zikzak, kişisel bir weblogdur. Okumakta olduğunuz sayfalarda, daha çok site sahibini ilgilendiren konularda yazılar ve linkler bulunmaktadır. Site geneli hakkındaki düşüncelerinizi, önerilerinizi ve isteklerinizi bir eposta aracılığıyla bildirebilirsiniz.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ARŞİV . . LİNKLER . . EPOSTA . . .

Milliyet Gazetesi'nde eğitim - öğretim üzerine yazılar yazan Abbas Güçlü, 4 Kasım tarihli "Sanal çöplükten nasıl kurtuluruz?" başlıklı yazısında kendisine gelen gereksiz (biz spam diyoruz) maillardan bıktığını, ne yaparsa yapsın bunları bir türlü engelleyemediğini, artık spam olarak gelen günlük mail sayısının 1000 civarında olduğunu, giderek de arttığını, bunların bazılarının virüslü olduğunu, açınca da bilgisayarının kilitlendiğini falan yazmış. Tam "ne olmuş yani, bize ne" derken adamın bunları engellemek için yaptıklarını okuyunca şok oldum. Hani çoğu spam mailın alt kımında "eğer bu gibi mailların gelmesini istemiyorsanız bize boş bir mail atın" gibisinden yazılar olur ya, sayın Güçlü o linkleri kullanarak spam mailı atanlara tekrar göndermemeleri için maillar gönderiyormuş. Hatta bunu aynı mail için beş kere yapmış ama hala aynı maildan gelmeye devam ediyormuş. Yazık, bence artık o kullandığı email adresinin pek bir şansı kalmamıştır, elden ele gezer. Zaten spam mailı açınca bile adamlar karşı taraftan yüklenen fotoğraflardan aktif bir hesaba denk geldiklerini anlıyorlar, bir de onlara mail gönderirsen şikayet etmeye hiç hakkın yok. Tamam, bilmiyor olabilir ama insan bunlardan kurtulmayı becerememişse bir bilene sorar, değil mi? Zaten yazıyı yazdıktan sonra kesin birileri durumu kendilerine izah etmişlerdir...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Fatih Altaylı'nın bugünkü Hürriyet Gazetesi'ndeki "Gözümüzün üstünde kaş var" başlıklı yazısı:

AVRUPA Birliği Komisyonu'nun ‘‘İlerleme Raporu’’nun önemli bölümleri açıklandı. Siyasi eleştirilerin bulunduğu bölüm tam olarak bir rezalet. Hiçbir hukuki dayanağı olmadığı ve hiçbir ortaklık belgesinde atıfta bulunulmadığı halde, Kıbrıs sorunu Türkiye'nin önündeki ‘‘engel’’ olarak zikrediliyor.

Ancak daha da beteri alfabe konusu. PKK'nın Avrupa'daki unsurlarının girişimiyle Türk Alfabesi'nde Q, X, W gibi harflerin bulunmaması eleştiriliyor ve uygulamadaki ‘‘aksaklık’’ olarak gösteriliyor. İyi niyetten tamamen yoksun, alçakça bir girişim. Bu durum karşısında iş Avrupa'daki yurttaşlarımıza düşüyor. Onların da bulundukları ülkelerde mahkemelere başvurup ‘‘İ, Ğ, Ö, Ü’’ gibi Avrupalı ülkelerin alfabelerinde bulunmayan harflerden dolayı dava açmaları ve hatta konuyu AİHM'ye götürmeleri gerekiyor.


Çok doğru bir yazı. Keşke Avrupa'daki AB vatandaşı Türkler böyle davalar açıp onlara yaptıklarının ne kadar saçma birşey olduğunu anlatabilseler. Ama benim umudum pek yok. Hem neden bu kadar tepki veriyoruz anlamadım? Ulusal bir televizyon kanalının adı SHOW değil mi? Ona nasıl izin veriliyor? Güya şimdi alfabemize sahip çıkıyoruz. Acaba SHOW TV haber bültenlerinde de bu konu eleştiriliyor mu? SHOW TV'de pazar günleri yayınlanan Tuncay Özkan'ın sunduğu bir siyaset programında da aynı konuya değinmişlerdi ve Avrupa Birliği'ni eleştirmişlerdi. Gerçi bu durum belki yasalara uygun olabilir ama o zaman ikilik olmaması için insanların kendi ismilerinin yazılışını özgürce seçebilmelerine de izin verilmesi gerekir.

Star televizyon kanalını fazla seyretmem. Beşiktaş - Sparta Prag maçı dolayısıyla geçen akşam açmış bulunduk ama iyiki de açmışız, neler varmış neler. Maçtan önce Cem Uzan ve ailesi hakkında reklam mı yoksa propaganda mı olduğunu anlayamadığım dakikalarca süren programlar vardı. Hele o çalan BraveHeart müziği eşliğinde Cem Uzan ve partisinin halkla kucaklaşma fotoğraflarını gösteren reklam yok mu işte o zaman adamın kafayı sıyırmış olabileceği aklıma geldi. Sanırım kendisini bir kurtarıcı veya kahraman sanıyor bu adam. Bir insan kendisini bu kadar mı komik duruma düşürür. Peki yeni açtıkları siteyi tanıtıcı reklamlara ne demeli. Adı BombaHaber'miş. Reklamlarında sürekli Doğan Grubu'nu ve hükümeti hedef alan haberleri örnek gösteriyordu. KEPEZ'in ve ÇEAŞ'ın toplam değerinin 16 milyar dolar olduğunu, hortumladıkları iddia edilen paranın sadece 6 milyar dolar olduğunu söylüyorlardı. Bir de Aydın Doğan'ın kendilerine gelip Milliyet Gazetesi'ni satmak istediğini, almadıkları için de karalama kampanyası başlatıldığını belirtiyorlardı bu haberlerde. Anlaşılan adamlar ha bire televizyonlarının ve radyolarının kapatılmasından bıkmış olacak ki onun için kafayı çalıştırıp internete el atmışlar ve partizan bir haber sitesi kurmuşlar. Hadi hayırlısı... Millet kime inanacağını şaşırdı zaten. Neredeyse herkes kendi pisliğini unutup başkasınınkinin peşine düşüyor. Zamanı gelince bu tepemizdeki ve sırtımızdaki tiplerin hepsinden hesap soracak birileri ortaya çıkacak ama bakalım ömrümüz yetecek mi...

Siteyi bir türlü açamadım. Ama adres doğru. İnternetHaber'de de bu siteden bahsediliyor.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Renk körlerinin genelde yeşil ve kırmızı renkleri karıştırdıkları söylenir. Tamam ama ben kendini belli eden pastel renkler hariç renklerin büyük bir bölümünü karıştırıyorum. İlkokulda ağaç gövdelerini kırmızıya, çatıları yeşile ve denizleri mora boyadığımı hatırlıyorum. Yeşil biberin sarı olmadığını, cep telefonumun ve montumun siyah olmadığını bile geçen sene öğrendim. Ya çok dikkatsizim ya da garip bir şeyler var bende. Zaten bir renk gösterildiğinde aklıma ona verilecek bir isim bile gelmiyor. Boş boş bakıyorum. Site tasarlarken bile kullandığım rengin turuncu mu, yeşil mi, kırmızı mı yoksa kahverengi mi olduğunu ancak kodlarından anlayabiliyorum. Bazen yeşil ve griyi bile karıştırıyorum.

Ehliyet alamamamızın yanında bu durumun diğer sinir bozucu yanı ise bunu öğrenen kim olursa olsun hemen pis pis sırıtarak bu ne renk şu ne renk diye sorup durması. O sırada insanın karşısındakini boğazlayası geliyor. Sanki şaka yapıyorum, olmadığım halde kendimi renk körü gibi göstermeye çalışıyorum. Bilmiyorsam bilmiyorum, illa kontrol mü edeceksin? Bir de şu var. Belki ben normal görüyorum renkleri, dünyanın gerçek hali böyle, diğer insanların gözleri kusurlu ve herşeyi bir garip görüyorlar. Ne yani olamaz mı?

Her neyse... Gördüğüm kadarıyla renk körü olan çoğu insan renk körü olduğunu bilmiyor. Genelde ehliyet için başvurdukları zaman yapılan sağlık kontrolleri sırasında hastalıklarını öğreniyorlar. Bence internetteki testlerden birini uygulayarak herkesin kendisini kontrol etmesi gerek. Burada, arama motorlarında arattığımda dikkatimi çeken bazı sitelerdeki testleri vereyim: test1, test2, test3, test4, test5, test6 (ben testlerin hiçbirinden geçemedim)... Ayrıca bu sitelerde renk körlüğü hakkında neyin ne olduğu ayrıntılı olarak grafiklerle anlatılıyor. Bu konuyla ilgili Türkçe siteler de var. İşte birkaç tanesi: test7, test8, test9...

YouDrawYouDraw.com... Bu sitede ufak bir program yardımıyla online olarak kara kalem çalışmaları yapabiliyorsunuz. Yapılan bütün çalışmalar kaydediliyor ve sergileniyor. Bunlar daha sonrada kitap olarak basılacakmış, öyle yazıyor. Bence oyalanmak için güzel bir site...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Sahurdan sonra havanın soğuk olmamasına rağmen kaloriferleri yakmışlar. Ev hamam gibi olmuş. Kimsenin de yanacağından haberi olmadığı için yattığımızda doğal olarak yorganların altına gömülmüşüz. Sabah kalktığımızda hepimiz sanki çölde birkaç gün geçirmiş gibiydik. Ağzımız burnumuz kupkuruydu. Mecburen hemen pencereleri açtık ve kaloriferleri kapadık. Dışarıdan bakınca apartmanın hali de çok hoştu. Neredeyse bütün dairelerin pencereleri açıktı. Anlıyacağınız gökyüzünü ısıtıyoruz. Yazık günah, sanki yakıt bedavaya alınıyor...

Bu arada illa bir terslik olacak ya, kaloriferleri kapatınca da bir peteğin vanası akıtmaya başlamış. İşin yoksa uğraş dur şimdi...

İsrail'in Irak savaşı ile ilgisinin, planlarının ve kazançlarının anlatıldığı haberleri mutlaka bir yerlerde okumuş veya dinlemişsinizdir. Savaş öncesinde ve sonrasında bu tip yazılar ve haberler iç ve dış basında çok yazıldı, çizildi. Son günlerde ise bunların tekrardan başlaması bence bazı yeni kıpırdanmaların olduğunun göstergesi. 150 bin Yahudi Kürt'ün bölgeye (Kuzey Irak) gönderilmek istenmesi, İsrail'in önemli miktarda toprak satın almaya çalışması gibi...

İşte bu konuları işleyen yazılardan sadece iki tanesi: Erhan Eker'in (Digimedya.com) ve Güler Kömürcü'nün (Akşam Gazetesi) yazıları...

Her neyse, bunlardan bize ne, biz birbirimizle uğraşmaya devam edelim. Nasıl olsa birileri bizim için birşeyler düşünmüştür mutlaka...

Site sayacından kimin, nereden ve nasıl bu sayfaya geldiğine bir bakayım dedim. Özellikle Google'dan ve diğer bazı arama motorlarından gelen ziyaretçilerin arattığı kelimeleri görünce ve buraya geldiklerini düşününce, aklıma "inşallah aradıklarını bulabilmişlerdir" demekten başka birşey gelmedi. İşte en ilginç üç tanesi:

turşu
kalın bağırsak fotoğrafı
erotik televizyon kanalları

DoloresDün gece şans eseri M2 isimli bir Macar televizyon kanalında Cranberries konserine denk geldim. Banttan yayınlanıyordu ve bir buçuk saate yakın sürdü. Her albümülerinden birkaç parça çaldılar. Bazı parçaların canlı söylenişi pek iyi değildi ama genel olarak konser çok güzeldi...

Konseri seyrederken kardeşimin arkadaşından dört sene önce ödünç aldığım, içinde Cranberries, Metallica ve U2 gruplarının kliplerinin olduğu CD'leri geri vermediğim aklıma geldi. Ayıp olmuş mudur acaba?..

Bir devlet hastanesi. Sadece bir tane diş muayenehanesi var. Ama nedense buraya 3 tane dişçi atanmış durumda. Bunlar da akıllılar ya, anlaşmışlar, günde sadece bir tanesi hastaneye geliyor, diğerleri kendi özel muayenehanelerinde çalışıyorlar. Yani haftada sadece 2 kere iş başı yaparak tam maaş alıyorlar. Hastalar da bu arada kuyrukta bekliyorlar, çünkü sadece bir muaynehane var ve bu da yetmiyor. Zaten dişçiler de bu kuyruğu bahane ederek hastalardan bazılarını daha çok zaman ayırabileceklerini söyleyerek kendi özel muaynehanelerine çağrıyorlar ve ekstradan para istiyorlar. Ne güzel değil mi? Gerçi bu bir odaya 3 dişçi atanması normal bir durum mu yoksa değil mi bilmiyorum ama bana işleyiş biçimi çok saçma geldi. Hele Türkiye'deki bütün devlet hastanelerinde bu durumun böyle olabileceğini düşününce maaş olarak boşa ödenen para mikarını hesaplayın hesaplayabiliyorsanız. Ya hastaneye adam gibi 3 muayenehane açsınlar yada bir odaya göre atama yapsınlar. Üç kişiyi atadılarsa bile bunlar hastanede olmaları gereken saatlerde kendi muayenehanelerinde olmasınlar.

Zaten aynı hastanede bundan dört sene önce de kardeşimin ameliyatını yapan doktor pansuman için bizi kendi muayenehanesine çağırmıştı. Biz de ne olduğunu bilmeden saf saf gitmiştik. Adam pansumanı yaptıktan sonra hem ameliyat için hem de pansuman için para istedi. Vermeyince de sinirlendi. Biz de mecburen pansuman için başka bir doktora gittik. Bu adamı başhekime şikayet edince de bunun bu hastaneye aynı şeyleri başka yerlerde de yaptığı için gönderildiğini ve benzer şikayetlerin sürekli geldiğini öğrendik. Üstüne üstlük aynı doktorun eşi de aynı suçtan bu hastaneye sürülmüş. Bu ne para hırsıdır anlamak mümkün değil.



« »


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

Linkler

Sitenizin ismini aşağıdaki bölümde görmek istiyorsanız, Zikzak'a kalıcı bir link vermeniz ve bunu bir e-posta ile bana bildirmeniz gerekmektedir...

aicis
altiustutasarim
aslicin
bebelog
benhayattayken
blogkardesligi
bloglaralemi
deeperandfaster
ekonomiturk
ellibir
esinperisi
fikirbaz
findikkabugu
geriden
golgelimavi
izlenimler
keditasmasi
limk
mada
mentaldisorder
n
naylondefter
notdefteri
ozgekilicoglu
sosyalmekan
stadyum
sulusepken
taheny
thezgi
turkce

diğer linkler

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

İletişim

E-posta göndermek için aşağıdaki formu veya zikzakweblog@yahoo.com adresini kullanabilirsiniz...

 

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

This page is powered by Blogger. Isn't yours?