ZIKZAK WEBLOG



WEBLOG

Zikzak, kişisel bir weblogdur. Okumakta olduğunuz sayfalarda, daha çok site sahibini ilgilendiren konularda yazılar ve linkler bulunmaktadır. Site geneli hakkındaki düşüncelerinizi, önerilerinizi ve isteklerinizi bir eposta aracılığıyla bildirebilirsiniz.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ARŞİV . . LİNKLER . . EPOSTA . . .

Blogger FotoBlog olayına da girmiş bulunuyor. Hello.com sitesindeki program aracılığıyla istediğiniz fotoğrafları blogunuza koyabiliyorsunuz. Bu program göndereceğiniz resimlerin boyutunu blogunuzun ölçülerine göre otomatikman ayarlıyor ve sizin bir şey yapmanıza gerek kalmıyor. Blogunuzun ana sayfasındaki resimleri isterseniz küçük thumbnailler olarak ayarlayabiliyorsunuz ve üzerine tıklandığında da asıl büyük resmi açtırabiliyorsunuz. Fotoğraflara yorum da ekleyebiliyorsunuz. Ayrıntılı bilgi Hello.com sitesinde mevcut... Örnek blog: ShellenDotComPhotos... Bence gerçekten çok pratik ve kullanışlı olan bu servisin en önemli özelliği sınırsız ve bedava olması. Eğer böyle devam ederlerse ücretli blog servislerinin ömrü fazla uzun olmaz...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Dün, Meg ve Erin adında iki Amerikalı kızın hazırladığı American Girls Are Easy isimli bir siteye rastladım. Sitede, bazıları da Türkiye'yle alakalı olan ilginç bölümler var. Mesela Mow to Find a Man in Europe and Leave Him There bölümünde Yunanlılar'ı ve Türkler'i ele aldığı bölüm... Sonra sitede Türkiye'ye (Kapadokya, Çanakkale, Olimpos ve İstanbul) ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerine yaptıkları gezilerden fotoğraflar da mevcut... Sitedeki anlatış tarzı biraz garip de olsa, Türkiye'nin tanıtımı açısından güzel bir site. Bu arada, fotoğrafların altındaki yorumları da okumanızı tavsiye ederim. Bazı Türkler bu garip dediğim anlatım tarzına takılmışlar. İnternette Türkler'e ve Türkiye'ye küfür eden binlerce site varken, bizim de günlük hayatımızda dalga geçtiğimiz bazı saçma davranışlarımıza değinen bu siteye bence biraz fazla tepki göstermişler... Neyse karar sizin...

Blogger coştu... Belki biliyorsunuzdur, uzun süredir faal olan Audioblogger ve Audblog gibi servislere telefon ederek ses kaydımızı belli bir ücret karşılığında blogumuzda yayınlatabiliyorduk. Bugün yeni farkettim, (geçmişte de bedava olup olmadığını tam hatırlamıyorum ama sanırım ücretliydi) Blogger Audioblogger'ı ücretsiz ve sınırsız yapmış. Bu servisi kullanabilmeniz için artık tek bir şart var. O da bir Blogger hesabınızın olması. Blogger'da kullandığınız kullanıcı adınızı, şifrenizi, bu servisi aramak için kullanacağınız telefon numarasını ve seçeceğiniz bir pin numarasını ilgili yerlere girerek kendinize bir AudioBlogger hesabı açabiliyorsunuz. Sitede şu an sadece Amerika'da bulunan bir telefon numarası vermiş olsalar da yakında dünyanın her bölgesine uygun ayrı birer telefon servisi açacaklarını söylüyorlar. Sitenin FAQ sayfasında bu servisi kullanan birkaç bloga da link vermişler: Plastercity, Nglass... Eğer bu servisin ilk defa duyuyorsanız verdiğim sitelere bir göz atın. Nasıl bir şey olduğunu kolaylıkla anlarsınız... Unutmadan, eğer (Blogger kullanıcı adınızı ve şifrenizi istediği için) bu servise güvenmiyorsanız, kendinize yeni bir Blogger hesabı açın ve Audioblogger'ı orada deneyin... Şu sıralar Türkiye'den Amerika'yı aramak iyi bir fikir olmasa da, yeni açılacak telefon servisleriyle yurt dışı aramaların dakikası 300 - 400 bin liraya kadar düşeceği için belki gelecekte Türkiye için bir servis numarası açmasalar da bana Audioblogger'ı kullanabiliriz gibi geliyor... Amerika'da oturan Blogger kullanıcılarının da çok şanslı olduğunu söylemeliyim... Bu arada yanlış anlaşılmasın, yukarıda Blogger kullanıcısı olmanız gerekiyor dedim ama sadece bir linkten ibaret olan bu ses kayıtlarını Blogger blogunuza gönderdikten sonra başka blog servisinde veya kişisel sitenizde de kullanabilirsiniz...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Zaman Gazetesi'nin internet sitesinde, kafası kesilen Amerikalı'yla ilgili görüntülerin gerçek olup olmadığıyla ilgili bir yazı varmış. İnsan artık neye inanacağı şaşırıyor. En iyisi hiçbir şeye inanmamak... Belki de ortada Irak savaşı falan da yoktur. Gidip gördünüz mü?.. Doğru, Müslümanlar'ı karalamak için böyle sahte olaylar yapabilirler. Ama bazı kesimler de alehimize olan her şeyi, Müslümanlar'ın üzerine pislik atıyorlar diye yorumluyor. Şu an Türkiye'nin başındaki bazı kişiler bile geçmişte Nemrut Dağı'ndaki tanrı heykellerini parçalamayı düşündüklerini söylüyorlar. Bu Amerikalı konusunu bilmiyorum ama Müslümanlar arasında da aşırılık yapabilecek kişiler olduğu kesin... Yazıya link Nahnu'nun yorumundan... Alakası yok ama Zaman Gazetesi sitenin menülerine de bayılıyorum. Her şeye anında ulaşabiliyoruz... Gazetelerden başlamışken, Radikal Gazetesi'nde de, Truvalılar'la Türkler arasında akrabalık olup olmadığıyla ilgili, Haluk Şahin'in yazdığı bir yazı vardı... Ben hep şunu merak etmişimdir. Orta Asya'daki Türkler'le bizim nasıl bir ortak yanımız var. Oradaki Türkler'le akrabalığımız sadece dile mi dayanıyor? Yoksa genlerimiz falan aynı mı? Ne bileyim, mesela oradaki (sanırım Özbek veya Türkmenler'di) bazı Türkler bize benziyor ama bazıları da çekik gözlü oldukları için daha çok Çinliler'e ve Moğollar'a benziyor. Bir ırk bu kadar değişik olabilir mi? Yoksa zamanında oradaki durum da bugünkü Türkiye'dekiyle aynımıydı? Yani çeşitli ırklar sadece ortak bir dil ve kültür mü benimsemişlerdi? Durum, Türkiye'deki Türk olamayan (Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Arnavutlar ve diğerleri) ırkların da Türkçe konuşmasına ve artık Türkler'le aralarında çok benzer özellikler bulunmasına mı benziyordu?.. Konu hakkında çok fazla bir şey bilmediğim için uzatmıyorum... Link Nikita'dan...

Bir sitede, uyumak isteyip de uyuyamayan birinin nasıl mışıl mışıl uyuyabileceğiyle ilgili bir yazı okudum. Adamlar yazmışlarda yazmışlar. Kafeini kesin, süt için, balık yiyin, odanızda hayvan bulundurmayın gibi bir sürü şey sıralamışlar. Bence kısaca saçmalamışlar. Uyumanın en basit yolu uykunuz gelene kadar uyumak için yatmamaktır. Eğer gece esnemeye başladığınızda yatarsanız kesin birkaç dakikada uyursunuz. Yoksa, ben saat onda uyuyacağım derseniz tabi uyuyamazsınız. Gece bire veya ikiye kadar bekleyin, o nasıl olsa gelir... Sonra yatarak televizyon seyretmek de çok işe yarar. Eğer bir de yorgunsanız yarım saate kadar uykuya dalarsınız... Tecrübeyle sabit...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Ana muharebe tankı ve taarruz helikopteri projelerine ait ihaleler iptal edilmiş. Astronomik bir tutarları olsa da çevre ülkelerin silahlanmaları göz önüne alındığında bu platformlara Türkiye'nin acil ihtiyacı vardı. Yaklaşık beş - altı yıldır çeşitli nedenlerle iki ihale de sürüncemede bırakılmıştı. Üretim, ihaleler yapılmadan önce düşünülen tarihlerde başlasaydı içinde bulunduğumuz şu yıllarda ilk tanklar ve helikopterler hizmete girmiş olacaktı. Bilmiyorum ama sanki birileri bizim bu aletleri kullanmamızı istemiyormuş gibi geliyor. Hani bundan birkaç hafta önce bir rektör, gerekirse yüz bin şehit verip Yunanistan'ı alırız diye sayıklıyordu ya, elimizdekilerle o biraz zor işte. Eski tankları modernize ederek daha ne kadar kullanabiliriz ki? Ya da sınırlı sayıdaki taarruz helikopteriyle nasıl bir harekat yapılabilir ki? Geçmişte hiçbir şey yokken bizden kat ve kat üstün donanımlı düşmana karşı zafer kazandık, Türk ordusu şöyledir, Türk ordusu böyledir demek kolay. Bence o günlerin güçlü ordularıyla şimdikiler arasında çok büyük fark var. Artık savaş alanında onları yenmek neredeyse imkansız. Bana bugünkü modern orduların zorlandığı tek yer şehirlermiş gibi geliyor. Hem artık bazı işler için ordunun sayıca büyüklüğü de yetmiyor... Son zamanlarda bir de şu çıktı. Daha ucuza mal olacağı için direkt alım yoluna gidilebilirmiş. Yuh olsun böyle düşünenlere. Zaten ülkedeki uçak fabrikalarını kapatıp, yerine traktör ve soba fabrikaları kuran da aynı zihniyetti. Havacılık faaliyetlerini sonlandırmayan ülkelerin sektördeki bu günkü durumlarını görüyoruz. Üç beş kuruş kar için hazır alıma gidip teknoloji kazanımını hiçe saymak tam bir saçmalık... Unutmadan, iptalin gerekçesinde kendimize ait özgün bir model yapalım falan deniliyordu. Bu ifadeden platformların tüm tasarımını Türkiye'nin kendisinin yapabileceği sonucu çıkartılmamalı. Belki şu an İTÜ Uçak ve Uzay Mühendisliği Fakültesi'nin üzerinde çalıştığı gibi genel bir helikopter yapılabilir ama taarruz helikopteri için henüz çok erken... Peki alınacak veya üretilecek savaş araçlarına on milyalarca dolar harcamak akıllıca mı? Değil tabi. Alınan ve üretilen silahların büyük bir kısmı hiç kullanılmadan eskiyor zaten. Ama çevremizdeki cins ülkeler silahlandıkça Türkiye'nin de mecburen silahlanması gerekiyor. Keşke dünyada hiçbir ülkenin silahlı gücü olmasa da saçma sapan silahlara harcanan paralar insana harcansa...

Uzun süredir takip edemediğim için elimde ayrıntılı ve güncel bir döküman yok ama bunlardan haberiniz var mı? Türkiye kaç senedir Patriot, Arrow veya benzeri bir yüksek hava savunma sistemi almaya çalışıyor ve alamıyor? Daha kaç sene düğmeye basılınca uçup uçmayacakları belli olmayan 50 senelik Nike Hercules füzelerini kullanacağız? Bizden başka (sadece Yunanistan var sanırım) bunları kullanan modern bir ordu var mı? Yunanistan'da kaç yıldır S300 ve Patriot var? Ya da Suriye'deki, İran'daki ve Ermenistan'daki S300'lerden haberiniz var mı? Bizim yıllarca almak için uğraştığımız orta menzil hava savunma sistemi IHAWK'ı Yunanistan kaç senedir kulanıyor? Yunanistan kaç tane yeni nesil savaş uçağı alacak? Ağır nakliye helikopteri ihalesi kaç sefer ertelendi? Yine bizim iptal ettiğimiz ihalede üreteceğimiz modern tanklardan Yunanistan'ın elinde ne kadar var veya ne kadar almaya çalışıyor? Bizden daha küçük yüz ölçümü olan Yunanistan'ın taarruz helikopteri filosunda kaç AH-64 Apache helikopteri var? Hep Yunanistan diyorum değil mi? Çok fesatım... Dost(!) Yunanistan bu modern ve güçlü silahları bize karşı almıyordur ki. Kesin Arnavutluk ve Makedonya'ya karşı silahlanıyordur... Yani sözü şuna getirmek istiyorum. Haklı gerekçelerle de olsa iptal edilen özellikle bu iki ihale Türk Silahlı Kuvvetleri için çok önemliydi ve ordunun bu araçlara acil ihtiyacı vardı. İçinde bulunduğumuz bölgede yaşanacak bir karışıklıkta kötü bir durumla karşılaşırsak belki bu ihalenin iptalinden elde edilen parasal kazançtan çok daha büyük zararlara uğrayabiliriz...

Nükleer santral yapımının sürekli ertelenmesi de iptal edilen tank ve helikopter ihalelerine benziyor bence. Neymiş, riskliymiş, deprem olurmuş, atıklar varmış, çevreyi kirletirmiş falan filan. Yıllardır aynı konular. İnsan merak ediyor. Acaba gelişmiş ülkeler enerji ihtiyacının ne kadarını nükleer enerji santrallerinden sağlıyor? Amerikada eski bir nükleer santral kapatılınca hemen bak onlar kapatıyor biz açmaya çalışıyoruz deniliyor. Ama adamların kaç tane faal ve yeni santrali olduğu yazılmıyor. Daha bir kaç hafta önce Fransa'nın kömürle işleyen santralleri kapatacağı ve elektrik enerjisinin %80'ini nükleer santrallerden sağlayacağıyla ilgili haberler vardı gazetelerde. Gelişmiş ülkelerde durum böyle. Peki bizdeki durum ne? Gelecek için planlanan %80 doğal gaz kaynaklı enerji. Biz de doğal gaz var mı? Yok. Kimden alıyoruz? Dost(!) ve müttefik(!) İran ve Rusya'dan. Ne güzel değil mi? Adamlara muhtacız. Bu ülkelerle yaşayacağımız en ufak bir krizde gaz pompalamayı durdurmayacakları ne malum... Yok, onlar yapmaz öyle şey... Kendimizi avutalım... Batılı ülkelerdeki çevreciler bile gelip kendi vatanımızda nükleere karşı eylem yapıyorlar. Ya bizi çok düşünüyorlar, ya da işin içinde başka bir şey var. Sanki Bulgaristan'daki ve Ermenistan'daki eski santrallerde kaza olsa biz bundan etkilenmeyeceğiz... Bu konuyu çok uzattılar ama sanırım artık bir santral yapılacak... Tabi nükleer olacak diye rüzgar ve su gibi temiz ve ucuz enerji kaynaklarından da vazgeçmemeliyiz. Mesela yıl boyunca rüzgar alan yerlere, İstanbul'un Avrupa yakasındaki bir fabrikanın sahip olduğu dev bir yeldeğirmenine benzeyen ve rüzgar gücünü kullanan santrallerin benzerleri yapılabilir...

Benzer sorunlar bitmiyor. Sanki birileri bizim bu aletlere sahip olmamızı istemiyor demiştim ya, Bergama'daki altın madenleri için de durum aynı. Birileri köylüleri gaza getirip dünyanın her yerinde aynı şekilde çıkartılan madenin işletilmesine karşı eylemler yaptırıyordu. Şimdi bütün köylüler o karşı çıktıkları madende çalışıyorlar. Başlarındaki köylü kadın ise ne bileyim bize başka türlü demişlerdi gibi laflar ediyor... Sanırım çok uzattım, buraya kadar okuyan var mı acaba?.. :)

Güncelleme (18 Mayıs 2004 Salı 15:48): Tam da bu yazıya denk geldi. Dün akşam haberlerde Yunanistan'la karşılıklı olarak savunma bütçelerimizi azaltacağımız söyleniyordu. İyi de, bizim tek komşumuz Yunanistan değil ki... Yunanistan yetkilisi, Türkiye'nin tank ve helikopter ihalelerini iptal ettiğine memnun olduklarını da söylemiş. Bizim üreteceğimiz araçların benzerleri onlarda zaten şu an var. Bizde bunların olmamasına memnun olurlar tabi... Her neyse, bari iki ülke arasındaki ilişkiler düzelsin... :)

Bu sabah BBC World'de, Türkiye'nin doğusundaki (Van civarı) Kürtler'in eğitim sorunu ve kız çocuklarını genelde okula göndermek istememeleriyle ilgili bir program vardı. Sanırım adı LifeOnline'dı. Programın seyredebildiğim bölümlerinde ilgilileri, aileleri ve çocukları konuşturup, yatılı bir bölge okulundan görüntüler gösteriyorlardı. Programın sonunda da programa ait internet sitesinin adresini verdiler. Sitede bu haftaki programın (Educating Yaprak) uzun bir anlatımını fotoğraflarla birlikte bulabilirsiniz. Sayfanın en sonuna da programın tam bir metni var. Ayrıca sayfanın sol tarafındaki kolonda da Türkiye ve Kürtlerle ilgili bazı linkler dikkat çekiyor. Daha önce de söylediğim gibi programın tamamını seyredemedim, onun için herhangi bir yorum yapmayacağım. İlgilenenler bir baksın...

Yine buna benzer belgesel tarzındaki bir programı Rai'de görmüştüm. Ekip Türkiye'nin kırsal bölgelerini geziyordu. Kürt köylerine ve göçebelere konuk oluyorlardı. Bazı görüntüler sanki Afganistan'da çekilen bir programdan alınmış gibiydi. Dilini anlayamasam da ilginç ve çok uzun bir programdı...

Son olarak şunu da yazmamak olmaz. Bu programlar Türkiye'nin tanıtımı için önemli olsa da, gösterilen insanlarımızın acınacak hali, Avrupa'yı bizden bir parça daha uzaklaştırabilir... Üzücü ama malesef gerçek bir durum...

Bir süredir dünya televizyonlarında Irak'ta başı kesilen Amerikalı cep telefonu satıcısı Nick Berg hakkında haberler var. Geçenlerde yabancı bir blogda bu kafa kesme konusuyla alakalı bir sayfaya rastladım. Aslında sayfanın ve bulunduğu sitenin genel konusu bu Amerikalı değil. Sitede daha çok dünyadaki ölüm cezaları, idamlar ve kafa kesen ülkelerle ilgili yazılar var. Site içeriğine şuradan ulaşabilirsiniz. Unutmadan, siteyi henüz tam inceleyemedim. Belki rahatsız edici yazılar ve resimler olabilir. İsteyen gidip bir baksın...

Arama yapmayı bilmeyen vatandaşlarımız Zikzak'a hangi kelimeleri aratarak gelmişler? Son on gün içinde karşılaştığım en ilginç aramaları aşağıya listeledim. Kolaylıkla fark edebileceğiniz gibi çoğu cinsellik içeriyor. Günün birinde seks ve erotik gibi kelimeler yazmışız, şimdi gören geliyor. Bari aradıklarını burada bulamayınca küfür falan etmeseler...

  • lopez seks yaptı mı?
  • temel reis porno
  • eş cinsel türküler
  • akıl olmayınca sakal ne yapsın
  • örümcekli seks
  • nasıl travesti oldum
  • anneler gününü sevmiyorum
  • yüzü parçalanmış insan fotoğrafları
  • uzan lehine yazan siteler
  • imam hatip sex
  • teröristlerin internet siteleri
  • sakal sarımsak
  • hülya avşar bacak show
  • acınacak porno filmler
  • yobaz akp resimleri
  • vahşi hayvanlarla sex
  • bedava iç çamaşırı siteleri
  • sidik içen kızlar
  • parçalanmış insan vücudu resimleri
  • porno weblog
  • erotik weblog
  • macar biri bizi gözetliyor
  • komik maganda resimleri
  • cep melodileri polis sesi
  • başını keserken görüntüleri
  • çocuklar duymasın sex hikayeleri
  • çocuklarla bilgisayar üzerine röportaj
  • dünyanın en iğrenç işkence fotoğrafları
  • el kaide web page


Blogger'a bir haller olmuş. Görünümü değişmiş ve yeni özellikler eklenmiş. Yeni ana sayfa tasarımı sayesinde bloglarımıza çok daha kolay ulaşabiliyoruz. Hem artık bir fotoğrafımızı ve kendimize ait bilgileri koyabileceğimiz bir profil sayfamız (örnek) olabilecekmiş. Sonra ayrı bir yorum aracına da ihtihaç duymayacakmışız. Blogger yorum aparatı da sunmaya başlamış. Ana sayfadaki 10 blogluk yeni güncellenen bloglar bölümüne ek olarak, yüzlerce bloga ulaşabileceğiniz yeni bir sayfa da açılmış. Ayrıca tasarımı çok güzel yeni templateler de eklenmiş... Devamını daha sonra yazacağım, henüz tam inceleyemedim...



« »


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

Linkler

Sitenizin ismini aşağıdaki bölümde görmek istiyorsanız, Zikzak'a kalıcı bir link vermeniz ve bunu bir e-posta ile bana bildirmeniz gerekmektedir...

aicis
altiustutasarim
aslicin
bebelog
benhayattayken
blogkardesligi
bloglaralemi
deeperandfaster
ekonomiturk
ellibir
esinperisi
fikirbaz
findikkabugu
geriden
golgelimavi
izlenimler
keditasmasi
limk
mada
mentaldisorder
n
naylondefter
notdefteri
ozgekilicoglu
sosyalmekan
stadyum
sulusepken
taheny
thezgi
turkce

diğer linkler

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

İletişim

E-posta göndermek için aşağıdaki formu veya zikzakweblog@yahoo.com adresini kullanabilirsiniz...

 

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

This page is powered by Blogger. Isn't yours?