ZIKZAK WEBLOG



WEBLOG

Zikzak, kişisel bir weblogdur. Okumakta olduğunuz sayfalarda, daha çok site sahibini ilgilendiren konularda yazılar ve linkler bulunmaktadır. Site geneli hakkındaki düşüncelerinizi, önerilerinizi ve isteklerinizi bir eposta aracılığıyla bildirebilirsiniz.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ARŞİV . . LİNKLER . . EPOSTA . . .

Yaklaşık iki hafta önce babam rahatsızlandı ve hastaneye kaldırdık. Doktor fıtık ameliyatı olması gerektiğini söyledi. Geçen hafta da oldu. Yarın kontrolden geçirilip dikişleri alınacak... Babamla ilgilenmemiz gerektiğinden uzun süredir bloga yazamadım. Sanırım birkaç gün içinde tekrar eski sıklıkta yazmaya başlayabilirim...


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Little Rocket
Little Rocket... Son zamanlarda rastladığım en güzel kişisel sitelerden biri. Avid Liongoren'e ait sitedeki books, dorwings, poems ve covers adlı bölümleri mutlaka ziyaret edin...

Bilgisayarımı kullananların ekranı parmaklamasına sinir oluyorum. Nasıl bir alışkanlıktır bu? Geçen gün yeğenim geldi ve bütün gün ekranı parmakladı. İlla bir şey gösterirken ekrana dokunmak mı gerekiyor? Dahası bir insanın elleri nasıl o kadar yağlı olabilir? Bir de "ne yapıyorsun, git ellerini yıka" deyince üzülüyor. Koca adam oldun, ben mi öğreteceğim sana bunları... Benzer bir durum daha var. Bana ait olan cd'lerde tek bir çizik bile yokken, başkalarından aldığım bazı cd'ler nasıl duvara sürtülmüş gibi çiziliyor? Neden cd'nin okunan tarafı parmaklanıyor? Yoksa ben bu tip şeylere çok mu özen gösteriyorum?.. Neyse ben halimden memnunum. Temizlik güzeldir. Beş yıllık bilgisayarımı görenler hala yeni bilgisayar mı aldın diye soruyor... :)


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Sivrisineklerin neden hep beni ısırdığını merak ettim ve internette bir arama yaptım. Bilim ve Teknik'in merak edilenler bölümünde "Neden bazı insanlar sivrisineklere diğerlerinden daha çekici gelir?" sorusunun sorulduğu bir sayfa buldum. Sayfada, bu can sıkıcı durum hakkındaki araştırmaların henüz bir sonuca ulaştırılamadığını ve bir sivrisineğe neden belirli bir kişinin çekici geldiğini sadece sivrisineğin kendisinin bildiğini yazmışlar... Yine aynı sitede "Sivrisinekler neden ısırır; ısırdıktan sonra neden kaşıntıya ve şişliğe sebep olur?" başlıklı bir yazı da var...


Geçenlerde su faturası geldi. 23 milyon TL kullanılan su, 20 milyon TL de ödenmesi gereken çeşitli vergiler ve kesintiler... Mesela sayaç okuma ücreti adı altında ekstradan 2 milyon TL alıyorlar. Neymiş efendim, sayaç okuyan memurun maaşı bunlardan ödeniyormuş. Dahası son zamanlarda çöp ve atık su vergilerini de kullanılan suya göre saptamaya başladılar. Eskiden yılda ödediğimiz miktarı şimdi iki ayda bir ödüyoruz. Güya bunları su faturasına yansıtıp vatandaşı vergi ödeme derdinden kurtarıyorlar. Zaten dünyanın her yerinde kullanılan su miktarıyla bir daireden çıkan çöp miktarı doğru orantılıdır... Ne güzel...


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Okullarda çocuklara, "yaşlılara saygı gösterin ve onlara yardım edin" deniliyor. İyi güzel de bir şeyi unutuyorlar. Çocukların her gördükleri saçı beyazlamış tonton insana güvenmeleri ve yardım etmeleri güvenli mi? Hırsızlar, tecavüzcüler, sapıklar, teröristler ve katiller de yaşlanmıyor mu? Devir kötü, artık kimden bir kötülük geleceği belli olmuyor. Eğer çocuğum kendini koruyacak kadar büyük değilse ve ben de yanında yoksam, iyi tanımadığım biriyle yaşlı da olsa çok fazla muhattap olmasını istemem... Mesela ilkokula gittiğimiz yıllarda bazı günler evde kardeşimle yalnız kalıyorduk. Günün birinde camdan, iki yaşlı bohçacı kadının binaya girdiğini gördük. İlk önce bizim kapıya geldiler ve "komşu aç kapıyı, kahve içmeye geldik" diyerek ısrarla kapıyı çaldılar. O kadar korkmuştuk ki kardeşimle ilk yaptığımız şey (belki biraz garip gelecek ama) elimize birer bıçak almak olmuştu...


Kedi demişken... Apartmanın bahçesindeki kedi sayısı da sürekli artıyor. Çoğu yavru 15 kadar kedimiz var. Geçen ay gelen iki kediyi görmelisiniz. İkisi de bembeyaz. Üzerlerinde tek bir leke bile yok. Alt kattakiler bunları ayırt etmek için boyunlarına kırmızı ve mavi kurdeleler takmışlar. O kadar tatlılar ki birini eve alıp bakmayı bile düşünüyoruz... İnşallah manyak biri belediyeye şikayet edip bunları da zehirletmez... Sanırım yazmıştım. Geçen sene bahçede beslediğimiz, aşıları yapılmış ufacık köpeğe zehirli et vererek öldürmüşlerdi...


Hava sıcak diye dün gece pencereyi açıp yatmıştık. Sabah evde feci bir lağım kokusu vardı. Birkaç sene önce Haliç ve çevresi nasıl kokuyorsa aynı öyle bir koku. Herkes, yaklaşık 3 - 4 senedir var olan kokunun kaynağının şehrin hemen yanından geçen dere veya artık şehrin içinde kalmış olan bazı fabrikalar olduğunu düşünüyor. Peki bütün şehir koktuğu için sorunu fark etmemesi imkansız olan belediye ne yapıyor? Ne yaptığını tam olarak bilmiyorum ama sanırım şu aralar köpekleri ve kedileri zehirlemek gibi bu berbat kokudan çok daha önemli bir işleri var...


"İnternet, İngilizce'ye bağımlılıktan kurtulacak" başlıklı bir habere rastladım. Güzel bir uygulama gibi görünse de bazı büyük sorunlarla karşılaşılacağı kesin. En azından isim hakkı konusunda karışıklıklar olabilir...

İnternet ortamı İngilizce'ye bağlı olmaktan kurtulacak. İnternetin teknik koordinasyonunu yapan kuruluş olan ICANN (Corp. for Assigned Names and Numbers), gelecekte her ülkenin kendi alfabesini kullanabilmesine olanak tanıyacak bir internet protokolü üzerinde çalışma başlattı.İnternette yer alan habere göre, ''IPv6'' olarak adlandırılan yeni protokol içinde olması planlanan çalışma ile Türkçe'deki ''İ, Ö, Ü, Ç, Ş, Ğ'' harflerinin yanı sıra Çince ve sağdan sola doğru yazılan Arapça gibi diller ve yerel sayıları içeren internet siteleri açılabilecek.Bazı internet analistleri internet adreslerinde Latin harflerinin kullanılmamasının beraberinde çok büyük sorunlar getirebileceğini ifade ederken, karşı görüşteki internet analistleri ise internet ortamının hiçbir dile ya da ülkeye bağımlı olmaması için yeni çalışmanın büyük önem taşıdığını ifade ediyorlar.


Türkiye'de yıllardır oynayan yabancı futbolcuların niye Türk vatandaşı olmadığını (veya olamadığını) merak ediyorum. Bazı ülkelerde, futbolcunun yabancı oyuncu statüsünden çıkması için sadece 3 - 4 sene o ülkede oynaması yetiyor. Ülkemizdeki durum nedir bilmiyorum ama Türk vatandaşı olmanın biraz zor olduğu anlaşılıyor. 10 sene Türkiye'de oynayan oyuncular bile hala yabancı statüsünde bulunuyor. Bence kulüpler, Avrupa Birliği vatandaşı oyuncularını Türk satatüsünde oynatmaya çalışacaklarına, yıllarca kadrolarında bulunan futbolcuların Türk vatandaşlığı kazanmalarını sağlamalılar. İspanya'da Nihat, İtalya'da da Emre senelerdir Avrupa Birliği vatandaşı statüsünde oynuyorlar. Artık bizde de benzer bir uygulama gündeme gelmelidir. Bence Türkiye için 5 veya 6 sene sınırı uygun olabilir. Mesela Saidou ve Ahmed Hassan gibi oyuncular artık yabancı sayılmamalı...




« »


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

Linkler

Sitenizin ismini aşağıdaki bölümde görmek istiyorsanız, Zikzak'a kalıcı bir link vermeniz ve bunu bir e-posta ile bana bildirmeniz gerekmektedir...

aicis
altiustutasarim
aslicin
bebelog
benhayattayken
blogkardesligi
bloglaralemi
deeperandfaster
ekonomiturk
ellibir
esinperisi
fikirbaz
findikkabugu
geriden
golgelimavi
izlenimler
keditasmasi
limk
mada
mentaldisorder
n
naylondefter
notdefteri
ozgekilicoglu
sosyalmekan
stadyum
sulusepken
taheny
thezgi
turkce

diğer linkler

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

İletişim

E-posta göndermek için aşağıdaki formu veya zikzakweblog@yahoo.com adresini kullanabilirsiniz...

 

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

This page is powered by Blogger. Isn't yours?