ZIKZAK WEBLOG



WEBLOG

Zikzak, kişisel bir weblogdur. Okumakta olduğunuz sayfalarda, daha çok site sahibini ilgilendiren konularda yazılar ve linkler bulunmaktadır. Site geneli hakkındaki düşüncelerinizi, önerilerinizi ve isteklerinizi bir eposta aracılığıyla bildirebilirsiniz.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ARŞİV . . LİNKLER . . EPOSTA . . .

Bir bu eksikti. Kbk'da gördüm, PopStar Ajdar websitesi açılmış. Ziyaretçi defteri bile varmış. Nane'nin rock versiyonunu da yapmış. Kenarda da Kıbrıs konseri diye bir video koymuş. Yakında Türkiye turnesine çıkarsa şaşırmayın. Yukardan geçen yazıyı da okuyun, tam bir komedi. O yazıyı okuyunca doğrusu sitenin biraz da dalga geçmek için açıldığı düşündüm. Her neyse, bence adam kendini rezil etse de, cesaretini takdir etmek gerek. Nane nane, nane nane, napnaaa napnaneeee :) ...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

İnternette gezinirken bir yemek tarifi sitesine rastladım. Typepad kullanılarak yapıldığı için dikkatimi çekti. Siteyi annesinin ve ablasının katkılarıyla hazırlayan Hatice Özdemir, yemek tariflerinin yanısıra yaptığı yemeklerin fotoğraflarını da çekiyor. Fotoğraflar gerçekten çok kaliteli. Zaten annesi de yemek fotoğraflarına sanat yönetmenliği yapıyormuş. Ayrıca Hatice sadece yemek fotoğrafları da çekmiyormuş. Valla tebrik ettim. Bir blog ancak bu kadar güzel yapılabilir. Yemek tarifleri arasında abuk sabuk hiçbir tarif göremedim. Hepsi yenilebilecek tipte yemekler. Annem bile siteye bayıldı. Unutmadan, buraya portakalagaci.com adresinden de ulaşabilirsiniz...

Gazeteler yazdı, mutlaka bir yerlerde görmüşsünüzdür, ülkemizde Almanlarla ortak yeni bir termik santral açıldı. Erdoğan ve Alman başbakanı açılışını yaptı. Nedense iş işten geçtikten sonra bizim yazarlar ses çıkarmaya başladı. Yok çok pahalıya yapılmış, çevreyi kirletecekmiş falan filan. Santral inşaatı bitmiş, hizmete açılmış, akıllarına şimdi geliyor çevreyi kirleteceği. Sanki birkaç ay önce santralin çevreyi kirleteceği ve pahalı olduğu belli değildi. Ne yani şimdi adamlar milyar dolar harcadıkları santrali mi kapatacaklar ya da yıkacaklar? Hiçbir araştırma yapmadan televizyonlardan bir şey görüyorlar, sonra da öbür gün bunu yazıya döküyorlar. Olacak iş mi bu. İddia ediyorum, Alman başbakanı açılışa gelmese kimse bu santralle ilgilenmezdi...


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Kiraya verdiğimiz evdeki üst kat komşumuz, yöneticiyle kavga etmiş ve bu kavga sonucu yönetici ölmüş. Şimdi polis adamı arıyormuş ama o çoktan Çeçenistan'a kaçmış. Görüyorsunuz işte, bu devirde kimin ne yapacağı hiç belli olmuyor. Ruh hastası olan insanlarla iç içe yaşıyoruz. En iyisi kimseye bulaşmamak...

Bu sabah kahvaltı ederken, yoldan geçen bir arabadan "fotoğraflarınızı büyültüp çerçeveletiyoruz" diye anons yapıldığını duydum. İlginç geldi, heralde reklam yapıyorlar diye düşündüm. Pencereyi açıp aşağıya bakınca, adamların Kartal model bir otomobilin arkasına bilgisayarları yükleyip hizmeti ayağımıza kadar getirdiklerini gördüm. Evet, artık gezici bir fotoğrafçımız da var...

Seyyar fotoğrafçıdan bahsederken, İstanbul'da gördüğüm alabalık satan adam aklıma geldi. Alabalıkçı geldi diye dolanıyordu sokaklarda. Adam, koca kamyonetin kasasını, içinde belkide yüzlerce alabalık olan cam bir akvaryuma çevirmiş. Millet canlı alabalıkları su dolu bir torbaya koyup, daha sonra o balıklara nasıl kıyıp da öldüreceğini hiç düşünmeden, canlı canlı eve götürüyordu. Bırakın öldürmeyi, ben o balığı canlı gördükten sonra yiyemem bile...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Tüketici haklarıyla ilgili bir radyo programında dinledim. Ayakkabı almak için akşam saatlerini seçmeliymişiz. Çünkü ayaklar akşama doğru şişiyormuş. Bazen sabah aldığımız ayakkabılar akşam rahatsız edebiliyormuş...

Geçen hafta linkler bölümüne eklediğim siteler:
  • Stadyum : Bir grup futbol sever tarafından yazılan spor blogu...
  • Dec : Ciazma'nın yeni weblogu...
  • AmanBe : Başka bir Türkçe blog...
  • Cogur : Bir İran Azerisi tarafından yazılan blog...
  • SarahHatter : Kaliteli bir İngilizce kişisel blog...
  • ModBlog : Kullanışlı ve tasarımı güzel bir blog servisi...
  • GlobeOfBlogs : Dünya üzerindeki blogları listeleyen bir site...
  • FotoLog : Adı üzerinde fotoğraf blogu, Türkiye bölümü de var...
  • TextAmerica : Cep telefonuyla fotoğraf gönderilen bir fotoblog...
  • Teyyareci : Kapsamlı bir havacılık ve uzay sitesi...
  • GlobalSecurity : Kusursuz bir savunma ve strateji sitesi...
  • Avsam : Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin sitesi...


Gördüğüm kadarıyla Kıbrıs'ta iki taraf ta birlikte yaşamak için can atmıyor. Peki niye onları birleşmeye zorluyoruz? Bütün dünya iki tarafı da eşit olarak tanısa ve bunlara silah satmasa sorun daha kolay çözülmez mi? Ya da illa birleşmeleri gerekiyorsa, niye bir taraf topraklarının bir kısmını veriyor? İki taraf, sınırları aynı kalacak şekilde bütünleşse, olmaz mı? Dünyanın neresinde ülke sınırları nüfusa orantılı olarak çizilmiştir? Hadi diyelim toprak da verdik, peki niye kuzeye Rumlar yerleştiriliyor? Böyle yapılınca adanın sadece %25'inde Türkler yaşıyabiliyorken, %100'ünde Rumlar yaşıyor olmayacak mı? Nüfusa orantıyı düşünüyorsunuz da, bunu niye düşünmüyorsunuz?..

Ayrıca doğru mu değil mi bilmiyorum, ama duyduğuma göre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin diğer ülkeler tarafından tanınmamasının sebebi, Türkiye'nin garantörlük hakları arasında adayı ikiye bölmek gibi bir şey olmamasıymış. Türkiye'nin adanın yönetimine el koyup, düzeni sağlaması, sonra da çekip gitmesi gerekiyormuş. Onun için Rumlar bugün adanın tümü adına konuşabiliyormuş. Çünkü onlar 1970'lerdeki yönetimin devamıymış. Paralarında ve pullarında da halen Rumca ve Türkçe'yi beraber kullanılıyorlarmış...

Okulda tarih hocası anlatmıştı. İkinci dünya savaşı sonunda İtalyanlar'ın boşalttığı Rodos ve çevresindeki adalara (on iki adalar diye de biliniyor) iç işleri bakanının emriyle asker (yada polis gücü falan heralde) çıkarmışız. Biliyorsunuzdur, o adaları Balkan Savaşları sırasında koruması için İtalyanlar'a vermiş ve daha sonra geri alamamıştık. Neyse, hocanın anlattığına göre, İsmet İnönü bunu öğrenince çok sinirlenmiş ve Türk kuvvetlerini o adalardan geri çektirmiş. Hocayı dinledikten sonra, "acaba o yıllarda niçin böyle bir çekilme kararı verdiler" diye düşünmüştüm. Daha sonraları, o günlerdeki zihniyetin, Kıbrıs'ta olaylar patlak verdikten sonra da "bir Kıbrıs için Türkiye'nin başını belaya sokmam" dediğini öğrenince, o yönetimden, adalardan geri çekilme kararından farklı bir karar çıkmasını beklemenin saflık olduğunu anladım...

Geçen cuma Ceviz Kabuğu programında Ankara Ticaret Odası başkanı Sinan Aygün vardı. Program her zamanki gibi gayet güzeldi. Program sırasında Aygün, iki kitap yazdığını, bunların internette bulunduğunu ve telefon edip isteyen herkese ücretsiz olarak gönderildiğini söyledi. Ben kitapları indirdim ve beğendim. PDF formatındaki kitaplardan biri kapitülasyonlarla (1111KB), diğeri ise Avrupa Birliği'yle (1528KB) ilgili. Okumanızı tavsiye ederim...



« »


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

Linkler

Sitenizin ismini aşağıdaki bölümde görmek istiyorsanız, Zikzak'a kalıcı bir link vermeniz ve bunu bir e-posta ile bana bildirmeniz gerekmektedir...

aicis
altiustutasarim
aslicin
bebelog
benhayattayken
blogkardesligi
bloglaralemi
deeperandfaster
ekonomiturk
ellibir
esinperisi
fikirbaz
findikkabugu
geriden
golgelimavi
izlenimler
keditasmasi
limk
mada
mentaldisorder
n
naylondefter
notdefteri
ozgekilicoglu
sosyalmekan
stadyum
sulusepken
taheny
thezgi
turkce

diğer linkler

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

İletişim

E-posta göndermek için aşağıdaki formu veya zikzakweblog@yahoo.com adresini kullanabilirsiniz...

 

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

This page is powered by Blogger. Isn't yours?