ZIKZAK WEBLOG



WEBLOG

Zikzak, kişisel bir weblogdur. Okumakta olduğunuz sayfalarda, daha çok site sahibini ilgilendiren konularda yazılar ve linkler bulunmaktadır. Site geneli hakkındaki düşüncelerinizi, önerilerinizi ve isteklerinizi bir eposta aracılığıyla bildirebilirsiniz.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ARŞİV . . LİNKLER . . EPOSTA . . .

Kiraya verdiğimiz evdeki üst kat komşumuz, yöneticiyle kavga etmiş ve bu kavga sonucu yönetici ölmüş. Şimdi polis adamı arıyormuş ama o çoktan Çeçenistan'a kaçmış. Görüyorsunuz işte, bu devirde kimin ne yapacağı hiç belli olmuyor. Ruh hastası olan insanlarla iç içe yaşıyoruz. En iyisi kimseye bulaşmamak...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Bu sabah kahvaltı ederken, yoldan geçen bir arabadan "fotoğraflarınızı büyültüp çerçeveletiyoruz" diye anons yapıldığını duydum. İlginç geldi, heralde reklam yapıyorlar diye düşündüm. Pencereyi açıp aşağıya bakınca, adamların Kartal model bir otomobilin arkasına bilgisayarları yükleyip hizmeti ayağımıza kadar getirdiklerini gördüm. Evet, artık gezici bir fotoğrafçımız da var...

Seyyar fotoğrafçıdan bahsederken, İstanbul'da gördüğüm alabalık satan adam aklıma geldi. Alabalıkçı geldi diye dolanıyordu sokaklarda. Adam, koca kamyonetin kasasını, içinde belkide yüzlerce alabalık olan cam bir akvaryuma çevirmiş. Millet canlı alabalıkları su dolu bir torbaya koyup, daha sonra o balıklara nasıl kıyıp da öldüreceğini hiç düşünmeden, canlı canlı eve götürüyordu. Bırakın öldürmeyi, ben o balığı canlı gördükten sonra yiyemem bile...

Tüketici haklarıyla ilgili bir radyo programında dinledim. Ayakkabı almak için akşam saatlerini seçmeliymişiz. Çünkü ayaklar akşama doğru şişiyormuş. Bazen sabah aldığımız ayakkabılar akşam rahatsız edebiliyormuş...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Geçen hafta linkler bölümüne eklediğim siteler:
  • Stadyum : Bir grup futbol sever tarafından yazılan spor blogu...
  • Dec : Ciazma'nın yeni weblogu...
  • AmanBe : Başka bir Türkçe blog...
  • Cogur : Bir İran Azerisi tarafından yazılan blog...
  • SarahHatter : Kaliteli bir İngilizce kişisel blog...
  • ModBlog : Kullanışlı ve tasarımı güzel bir blog servisi...
  • GlobeOfBlogs : Dünya üzerindeki blogları listeleyen bir site...
  • FotoLog : Adı üzerinde fotoğraf blogu, Türkiye bölümü de var...
  • TextAmerica : Cep telefonuyla fotoğraf gönderilen bir fotoblog...
  • Teyyareci : Kapsamlı bir havacılık ve uzay sitesi...
  • GlobalSecurity : Kusursuz bir savunma ve strateji sitesi...
  • Avsam : Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin sitesi...


Gördüğüm kadarıyla Kıbrıs'ta iki taraf ta birlikte yaşamak için can atmıyor. Peki niye onları birleşmeye zorluyoruz? Bütün dünya iki tarafı da eşit olarak tanısa ve bunlara silah satmasa sorun daha kolay çözülmez mi? Ya da illa birleşmeleri gerekiyorsa, niye bir taraf topraklarının bir kısmını veriyor? İki taraf, sınırları aynı kalacak şekilde bütünleşse, olmaz mı? Dünyanın neresinde ülke sınırları nüfusa orantılı olarak çizilmiştir? Hadi diyelim toprak da verdik, peki niye kuzeye Rumlar yerleştiriliyor? Böyle yapılınca adanın sadece %25'inde Türkler yaşıyabiliyorken, %100'ünde Rumlar yaşıyor olmayacak mı? Nüfusa orantıyı düşünüyorsunuz da, bunu niye düşünmüyorsunuz?..

Ayrıca doğru mu değil mi bilmiyorum, ama duyduğuma göre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin diğer ülkeler tarafından tanınmamasının sebebi, Türkiye'nin garantörlük hakları arasında adayı ikiye bölmek gibi bir şey olmamasıymış. Türkiye'nin adanın yönetimine el koyup, düzeni sağlaması, sonra da çekip gitmesi gerekiyormuş. Onun için Rumlar bugün adanın tümü adına konuşabiliyormuş. Çünkü onlar 1970'lerdeki yönetimin devamıymış. Paralarında ve pullarında da halen Rumca ve Türkçe'yi beraber kullanılıyorlarmış...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Okulda tarih hocası anlatmıştı. İkinci dünya savaşı sonunda İtalyanlar'ın boşalttığı Rodos ve çevresindeki adalara (on iki adalar diye de biliniyor) iç işleri bakanının emriyle asker (yada polis gücü falan heralde) çıkarmışız. Biliyorsunuzdur, o adaları Balkan Savaşları sırasında koruması için İtalyanlar'a vermiş ve daha sonra geri alamamıştık. Neyse, hocanın anlattığına göre, İsmet İnönü bunu öğrenince çok sinirlenmiş ve Türk kuvvetlerini o adalardan geri çektirmiş. Hocayı dinledikten sonra, "acaba o yıllarda niçin böyle bir çekilme kararı verdiler" diye düşünmüştüm. Daha sonraları, o günlerdeki zihniyetin, Kıbrıs'ta olaylar patlak verdikten sonra da "bir Kıbrıs için Türkiye'nin başını belaya sokmam" dediğini öğrenince, o yönetimden, adalardan geri çekilme kararından farklı bir karar çıkmasını beklemenin saflık olduğunu anladım...

Geçen cuma Ceviz Kabuğu programında Ankara Ticaret Odası başkanı Sinan Aygün vardı. Program her zamanki gibi gayet güzeldi. Program sırasında Aygün, iki kitap yazdığını, bunların internette bulunduğunu ve telefon edip isteyen herkese ücretsiz olarak gönderildiğini söyledi. Ben kitapları indirdim ve beğendim. PDF formatındaki kitaplardan biri kapitülasyonlarla (1111KB), diğeri ise Avrupa Birliği'yle (1528KB) ilgili. Okumanızı tavsiye ederim...

Blogarama yenilenmiş ve bu hali daha kullanışlı olmuş. Sitenin içeriğinde önemli bir değişiklik var mı diye gezinirken Amanita isimli bir bloga rastladım. Yazıların içinde Türkiye ile ilgili bazı bilgiler olduğunu fark ettim. Blogun bayan yazarı, birkaç yıl önce Türkiye'nin batı bölgelerini ziyaret etmiş ve bir gezi günlüğü tutmuş. Fotoğraflar bölümüne de 178 adet Türkiye fotoğrafı koymuş. Örnek fotoğraf: Türk tuvaleti :) Bence hoş bir blog olmuş. Sadece Türkiye fotoğraflarına bakmak için bile ziyaret edilir...

Artık hiç kimseye Uludağ Üniversitesi'ni tavsiye etmiyorum. Kardeşimin okuduğu fakültede kayıtların şubat ayının 9'unda başlıyacağı söylenmişti. Doğal olarak da kardeşim kayıt için o tarihlerde okula gitmişti. Ama nedense kayıtlar her hafta ertelenmeye başlamış. Diğer fakültelerde dersler başlıyalı iki hafta olmuş. Bu güzide fakültede kayıtlar bu hafta yine gelecek haftaya ertelenmiş. Haftaya olacağı da kesin değilmiş. Yazık yüzlerce çocuğa. On dakikalık kayıt yüzünden boşu boşuna üç haftadır oralarda dolanıyorlar. Bu olayın aynısı geçen sene de olmuştu. Neymiş, henüz transcriptler çıkmamışmış. Sayın yöneticiler, akıl var mantık var, çocukları transcript çıkınca çağırsanız daha iyi olmaz mı. Herkes Bursa'da oturmuyor ki. Ben de kayıt rezaletinin sadece İTÜ'ye özgü bir şey olduğunu sanırdım. Demek daha beteri de varmış. Halimize şükredelim...

Bu yazı da Stadyum isimli yeni blogumuzdan. Mutlaka ziyaret edin...

Milli takımın haline gerçekten üzülüyorum. Galatasaray'la beraber milli takım da bitti. Aslında bunun nedeni elde iyi oyuncuların olmaması değil. Sorun, var olan oyuncuları kullanacak teknik kadro eksikliği. Litvanya ve İngiltere maçlarında oynanan oyundan hiçbir farkı yoktu geçen akşamki maçın. Tek pozisyonumuzu 88. dakikada (ikinci yarının ilk on dakikasını seyredemedim) Zafer Biryol ile bulabildik. Anlayamıyorum, nasıl bir taktik anlayıştır bu. Hiçbir organize atak yok, sadece maç boyunca ceza sahası dışından çekilen ve oyuncuların bireysel yeteneklerine bağlı olan şutlar var. Orta sahaya ne demeli? Gerçi hangi orta saha diye sorabilirsiniz. Ben göremedim. Defanstan ileri şişirilen topların acaba kaçı bizim çocuklara geldi? Adamlar hücum ediyor defansta adamımız olmuyor, biz hücum ediyoruz bu sefer ileride adamımız yok. Nerede bu adamlar? Gerçi ileride bu kadroya Hasan Şaş, Emre Belözoğlu, Yıldıray Baştürk, Fatih Akyel ve İlhan Mansız gibi kaliteli oyuncular da katılacak. Onun için biraz daha bekleyelim. Zaten milletin gördüğü rezaleti federasyonun da gördüğünü sanıyorum. Hem sen Danimarka'ya diş geçiremiyorsan Fransa, İtalya, İngiltere, Almanya, İspanya, Hollanda ve Portekiz gibi güçlü takımlar karşısında ne yapabilirsin ki. Korkarım bu oyun anlayışıyla Yunanistan'ı bile yenemeyeceğiz...



« »


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

Linkler

Sitenizin ismini aşağıdaki bölümde görmek istiyorsanız, Zikzak'a kalıcı bir link vermeniz ve bunu bir e-posta ile bana bildirmeniz gerekmektedir...

aicis
altiustutasarim
aslicin
bebelog
benhayattayken
blogkardesligi
bloglaralemi
deeperandfaster
ekonomiturk
ellibir
esinperisi
fikirbaz
findikkabugu
geriden
golgelimavi
izlenimler
keditasmasi
limk
mada
mentaldisorder
n
naylondefter
notdefteri
ozgekilicoglu
sosyalmekan
stadyum
sulusepken
taheny
thezgi
turkce

diğer linkler

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

İletişim

E-posta göndermek için aşağıdaki formu veya zikzakweblog@yahoo.com adresini kullanabilirsiniz...

 

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . BAŞA DÖN . . .

This page is powered by Blogger. Isn't yours?